En ucuz ve indirimli ürünleri bulmak için durmadan çalışıyoruz. Sizin bulduklarınız var mı?
Atatürk’ün q harfine itirazi gerçek mi?
Yeni Türk Alfabesi oluşturulurken Türkçe seslere uyum sağlaması için yeni harfler türetilmiş. ş,ı,ğ gibi. O günden bugüne bu harflerle Türkçeyi yazıyoruz. Şimdilerde ise q,w,x gibi harflerinde alfabeye katılması tartışılıyor.
Bu tartışmaların bir yere varmayacağı kesin. Belki de uydurma bir tartışma. Bu tartışmalar devam ederken şöyle bir söylenti aklıma geldi. Acaba gerçekliği nedir?
Harf devrimi sırasında q, w ve x için çok tartışma yaşanıyor. Bu harfleri kimileri kullanacak kimileri kullanamayacak ve Türkçe yazımda kargaşa olacak diyerek bu harfler alfabeye konulmuyor. Diğer harflerle oluşturulacak ikililer gerekli ses karşılığını oluşturubileceğini söylerek bu harfler alfabeye girmiyor. Fakat uzun tartışmalar sonucu q harfinin olması gerektiğini söylüyorlar. Fakat Mustafa Kemal, son anda vazgeçiyor. Çünkü kemal yerine qemal yazılması hoşuna gitmiyor. Böylelikle q harfide alfabeye giremiyor.
Bu hikaye ne kadar gerçek bilmiyorum. Biraz uydurma gibi geliyor bana. Uydurma olmasa bu günlerdeki tartışmalara kesin malzeme olurdu.
Türk sitelerinden “bir internet sitesi” diye bahset, facebook’tan facebook diye bahset
Ana haber bültenlerinde facebook, myspace ya da twitter ile ilgili illa ki bir haber çıkıyor. Youtube yasaklanmadan önce ise hergün bir youtube haberi ortaya çıkıyordu.
Bu haberler genelde eklenen bir içerikle ilgili olsada çoğu zaman bu sitelerin basın bültenleri dahi haber oluyor.
Televizyon kanalları hiç çekinmeden bu tescilli markaların reklam haberlerini yaparken Türk sitelerinin haberlerine yer vermiyor. Verdiğinde ise “bir internet sitesinde” diye bahsediyor.
Sadece tv kanalları mı? Gazetelerde aynen öyle. Bunu fark etmeyecek televizyoncu gazeteci yoktur herhalde!!
Bir kaç internet cahili gazetecide yıllarca öttürdüler bu sitelerin borusunu. yazılarının altına imza gibi bu sitelerdeki hesaplarını bile eklediler. Sonra bir baktılar ki medya ve habercilik internete kayıyor. Telaşla başka blog yazarları olmak üzere tüm interneti lanetlemeye kalkıştılar.
Hal böyle olunca yabancı sitelerin haberlerinde biraz durulma oldu gelenekse medyada ama bir türlü haber olamayan Türk internet girişimcilerinin iyice önü kesildi.
Futbol cehaletten, kavgadan, entrikadan para kazanır
Her pazartesi olduğu gibi bu pazarteside bütün Tv kanalları futbol ile doluydu. yok beşiktaş nasıl yenildi, yok fener nasıl yandi, hakem yanlış karar verdi, ofsayt oldu falanda filan….
Futbolla hiç alakam yoktur ama ulan dedim bi bakayım bunlara ne anlatıyorlar. Kaldı ki geçen sene Hakan Şükür mü? Rıdvan Dilmen mi bilmem ama birileri milyon TL’lere bir kanalla futbol yorumu yapmak için anlaşmıştı da çok konuşulmuştu.
Neyse buldum Rıdvan Dilmen’i. Oturdum izlemeye. Karşısında da eski Televoleci yanlış hatırlamıyorsam Güntekin Onay ismi.
Sonuç bi yarım saat filan katlanabildim.
Teknik baya gelişmiş Dev ekranda anlık olarak çizimler yapıyorlar ofsayt mı, gol mü penaltı mı hepsini bir bir ortaya çıkartıyorlar. Bir an aklıma geldi e madem bu kadar basit bu olay ortada hakem dolandırcağınıza koyun yana bi masa bir bilgisayar tıkır tıkır söylesin size, yönetsin maçı.
Sonra düşündüm ki olmaz olamaz. Futbolu nasıl pazarlayacaklar sonra. Günlerce tartışılamayacak kadar iyi idare edilen bir futbol karşılaşması kimseye para kazandırmaz.
Cahil cühela yöneteceksin maçı. Bir çok açık kapı bırakacaksın ki futbolun tadı olsun. İnsanlar kavga edecek. Yok öyleydi böyleydi deyip günlerce tartışacak ki futbol hem zevk verecek hem para verecek.
Yoksa oraya istastik tutan bilgisayarları koy, Süper slow motion kameraları koy, çipli topları sahaya bırak tertemiz futbol olsun. Kime ne yararı var?!
Ayfon nelere bedel merak etmiyor musun?
Halk dilinde Ayfon olarak bilinen iphone’nun yeni modeli iphone 3Gs modeli Turkcell ve Vodafone tarfından satışa sunuldu.
Halk dilinde neden diyeceksiniz çünkü “aypot nedir?”, “Ayfon nedir”, “ayfon kaç para?” “Ayfone kaç lira?” gibi aramalarla onlarca insan ziyaret ediyor bu siteyi.
Sonuç olarak bu insanlara yardımcı olmak istedim. İşte inanılmaz ayfon 3gs kampanyası.

Nasıl oluyorda insan gücüyle yeni rekorlar kırılıyor?
100 metreyi 9.58 saniyede koşmak! Ne oldu da koşabildi. Önceki insanlar daha yavaşmıydı. Güçleniyormuyuz? 100 yıl sonra 5 saniyede koşan biri çıkacak mı?
Bir sürü soru geliyor insanın aklına. Acaba kas yapımız mı değişiyor? Yediğimiz içtiğimiz daha da mı yarıyor diye düşünürken bir kaç neden buldum. Olay insanla değil, teknoloji ile ilgili.
Bana göre;
Üretilen yeni ayakkabılar yere daha iyi tunuyor olabilir. Ayağın ayakakabı içerisinde aldığı şekil kasların daha verimli çaışmasını sağlıyor olabilir.
Koşu parkurunun zemini çok daha kaliteli ve koşmaya çok daha elverişli olabilir.
Koşu öncesi uyku, yemek, dinlenme ve psikoloji düzenlenelerek verim artırılabilir.
Koşunun başlamasından ve sonlanmasına kadar kullanılan teknoloji süre ölçümünü iyileştirmiş olabilir.
Gelişen antraman teknikleri.
Teknolojinin yardımıyla kalp atışlarının ölçülebilmesi, taşıdığı oksijen, kasların enerji yakımı hesaplanabildiği için geliştirilebilir yetenekler olabilir.
Haberin detaylarını bulabileceğimiz NTV’nin sayfasında konuyu yazan kişi yazının sonuna bir de ilginç not düşmüş aslında : “Son 30 yılda insanlık büyük gelişmeler kaydetti. Ama internet, cep telefonu, 3 G hepsi yalan. Tek bir gerçek var: Usain Bolt.”
Bırakın nesli tükensin!!
Özellikle yaz günleri hem iş hem tatil olsun diye yeşilekran diye bir şey hazırlayan NTV’de sürekli nesli tükenen hayvanlarla ilgili bilgi veriliiyor. Yok bilmeme kuşundan 2 tane kaldı, yok şundan 4 tane kaldı, yok bundan 1 tane kaldı.
Hiç düşündünüz mü belkide o türün sonu geldi. işlevi bitti. Dünyadaki görevi sona erdi belki.
Nasıl her canlı var olup sonra yok oluyorsa, bir topluluğuda var olup gelişip en yüksek seviyesine ulaşıp sonra yavaşça oluyor olamaz mı?
Elbette insaneli tarafından bu süreç hızlandırılıyor olabilir ama bu durum neden doğala aykırı. Nasıl belgesellerde izlerken Aslan geyiği habur hubur yerken içimiz acıyor ama sonra “eeee doğanın konunu böyle onun yaşaması için onun ölmesi gerekiyordu” diyoruz. İşte insan oğluda bunun için yok ediyor olamaz mı?
Dünyanın dengesinin bozulduğundan bahsedip duruyoruz. Belki Dünya daha dengeye gelmedi.
Sürekli nesli tükenen hayvanlardan bahsedip vah vah tüh tüh demenin anlamı yok ki. Dinozarlar varmışta yok olmuş. Ne olmuş? Çok eksikliğini hisseden var mı aranızda?
Belki de birinin yok olması diğerinin varlığına neden olmaz mı? Bak ne güzel dinazorlar gitmiş, insanlar gelmiş.
Sigarayı nasıl bıraktım?
Sigarayı bırakmak hep aklımda olan şeydi ama her başlangıç hüsranla sonladı. Tam olarak bir gün boyunca içmediğim hiç olmadı. Tam 15 yıl boyunca aralıksız sigara içtim. Özellikle bilgisayar başında paket paket sigara tükettim. Sabah kalktığımda kahvaltıya kadar 4-5 tane içiyordum.
bazen günlük 2 pakete kadar çıkıyordu. Winston sigarası ile artık o kadar içli dışlıydık ki sigaranın bir ara tadı bozulduğunda winston halkla ilişkilerle bir sürü görüşmemiz oldu. Müşteri memnuyeti için elinden geleni yaptılar. Tam bir marka bağımlılığı aynı zamanda yani.
Bir gün sigarayı bırakmak hiç aklımda değilken sigara ile birlikte bir paket nikotin sakızı aldım. Reklam yapmak gibi olmasın ama Nicotinell marka sakız. Bu tür yöntemlerin hiç başarılı olmadığını hep duymuştum. Özellikle nikotin bandı kullanarak sigarayı bırakna hiç rastlamadım ama nikotin sakızı deneyen bir arkadaşım olmuştu. Şimdi hatırlamıyorum başarlımı sonuçlandı. Çünkü o zamanlar sigarayı bırakmak gibi bir niyetim yoktu.
Nikotin sakızını aldığımda öyle bir sigara içme isteğim vardı ki anlatamam. Ama dedim sigara yakmatan önce bu sakızı deneyeceğim. Eğer keser se isteğimi tamamdır bu iş. Sakızı ağzıma attığımda normal sakızdan hiçbir farkı yoktu. Çiğnedikçe acı bir tat sardı boğazımı. Sonra hıçkırık ve geğirme. Öyle fena oldum ki böyle bir etki yapmasını hiç beklemiyordum. Bir kaç dakika içerisinde sigara içme isteğim yok oldu. Ve dedim ki; Ben sigarayı bıraktım.
İşte bu olaydan neredeyse 1 ay geçti. Sigarayı bırakmış oldum böylesine net bir şekilde. Sigaranın el alışkanlığını atmak zor derler ama olay ölye değil aslında. Nikotin dengemezi bozduğumuz için nikotin eksildikçe vücüdumuzda sigara isteği vuruyor insana. İŞte bu sakız eksilen bu nikotini tamamlıyor. Gerçekten sigara bırakmak psikolojikdeğil biyolojik bir olay.
Nikotin sakızı tam bir çare diyemiz. Olayın %80′ni ni çözüyor. Geriye kalan %20 sizde bitiyor.
Ama şu var ki en çok korktuğum olmadı. Bilgisayar başına geçince bu sakız beni kesmez diyordum. İlla bilgisayar başında sigara yakmak isterim diyordum ama öyle olmadı. Aksine bilgisayar başında tamamen sigarayı unutuyorum.
Nikotinin sakızının nikotin eskiğini tamamlandığını anlayınca ilginç bir fikir geldi aklıma. Normal sakızı biraz çiğneyip içine tütün koymak. Gerçekten aynı etkiyi yapıyor. Tüütün çok acı birşey. Çiğnedikçe acısı iyice yayılıyor ama nikotin sakızı ile ynı işi görüyor. Son zamanlarda artık hiç nikotin sakızı kullanmıyorum. Dandik bir marka sigara aldım. Onun tütünü sakızın içine koyum çiğniyorum. Gayet başırılı oluyor.
Sigarayı bırakmak isteyenlere şu bilgileride vereyimde iyice heveslensinler. Sigarayı bıraktıktan sonra yemeklerin tadı, çayın , kahvenin tadı bir başka güzel gelmeye başladı. Tat almaya başladım. Artık nefesim daralmıyor. Eskiden hızlı hızlı yürüdüm mü nefes nefese kalıyordum şimdi hiç tıkanmıyorum.
Artık pis sigara kokusu kalmadı. Çok ferah ve temiz hissediyorum kendimi.
Sigara nasıl bırakılır diyenlere işte cevap. Nikotin sakızı ile bırakılır. Hiç kimse ben bırakamıyorum çok bağımlıyım filan demesin. Ben bıraktıktan sonra gerisi yalan.
Özellikle “Ben sigarayı bırakmak istemiyorum ki” diyenlere bir çift lafım var.
O sigara ki hayatınızı yönetiyor farkında değilsiniz. Hayatta çok şey kaçırıyorsnuz farkında değilsiniz. Ve bir çok şeyi kaçıracaksınız ama farkında olmayacaksınız çünkü ölmüş olacaksınız. Evet hepimiz öleceğiz ama siz acı çeke çeke inleye inleye öleceksiniz. Arkanızda bıraktıklarınız rahmetli çok sigara içerdi ondan gitti. Kendini bitirdi diye sanki hak ettiğinizi düşünecek.
Sigarayı bıraktığımı söylediğim bir çok insan 2 gün sonra görürüm seni, 1 hafta sonra görürüm seni, 1 ay sonra görürüm seni dedi durdu. İşte görün 1 ay sonra durum budur. Ben sizi bir kaç yık sonra görürüm asıl.
Bu arada bu nikotin sakızını tavsiye ettiğim 6 kişi daha sigayı bıraktı. Mutlaka deneyin bu yöntemi. Ama azimli olun canınız sigara çektiğinde atın ağzınıza bir sakız kesinlikle isteğiniz gidecek. Ama mutlaka atın ağzınıza bir sakız. Size söz veriyorum sigara isteğiniz gidecek. Canınız her sigara çektiğinde bu dediklerimi hatırlayın ve sakız çiğneyin önce yok eğer kesmezse isteğinizi için bi sigara! Çünkü eminim kesecek isteğinizi.
Michael Jackson Öldü
Dünya Starı Michael Jackson 51 yaşında 12:21′de öldü
Efsanevi şarkıcı öldü, ölüm nedeni henüz belli değil, hastane ve doktorlardan henüz açıklama yapılmadı.sanatçının hayranları hastane ve malikanesinin çevresine akın akın gelmeye başladı.
Bankalarda unutulan paralar devlete kalacak.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesine göre, bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir.
Bu kapsamda Bankalarda hesabı bulunupda 10 yılı aşkındır hiç işlem yapmayanlar 15 Mayıs 2009 tarihine bu hesapları ile ilgili Bankaya başvuruda bulunmazlarsa ilgili hesaplarında ki paralar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilecek. Sadece hesaplarındaki parlar değil, emanet, katlım fonu ve alacaklarıda buhar olacak.
Aslında buraya bir sorun yok. Fakat böyle bir unuttuğunuz hesabınız olup olmamasını kontrol edeceğiniz site mevcut. Burada da bir sorun yok. Asıl bu siteye herkes girebiliyor ve istediği ismi yazarak kontrol yapabiliyor. Yani unuttuğunuz ya da gizli tuttuğunuz hesalarınız milyonların önünde sergileniyor. Her devlet işleminde olduğu gibi yine büyük bir hata ve yine kişisel bilgilerinin gözler önüne serilmesi meselesi artık iyice tartışılmalı.
Sistem o kadar acemice hazırlanmış ki bir kişinin sadece adını yazsanız dahi o isimdeki binlece insanın hesap bilgileri şakır şakır dökülüyor önünüze.
Bir hesap açmak ve bu hesabı unutmak veya hesabınıza 10 yıl boyunca hiç dokunmamak ancak bu kadar sorun haline getirebilir.
Kimler Gazeteye reklam vermez
Basın reklam platformu Gazetelere boy boy reklamlar vermiş. Gazeteye verilen reklamları tekrar eskisi gibi çoşkulu hale getirmek istiyorlar. Çünkü internet iyice karabulutlar gibi üstlerine çöktü. Yakın bir zamanda da iyice gazetelerin boğazına yapışacak. Boşu boşuna bir direnç bu.
Aslında yılların reklamcısı olarak dertlerini anlayabiliyorum. Gazeteler ellerinde ki güçleriyle reklam verenin kanını emdiler emdiler emdiler…. Kanı emilmiş reklam verenler kan azlığının verdiği sarhoşlukla iyice gazetelere ve bu gazetelerin medya ağlarına teslim olmuştu. Sonra bir melek çıktı geldi. İnternet!.
Bu melek önce umursanmadı. sonra dikkatleri çekmeye başladı. Son iki yılda ise pazarlama ağının bir parçası oldu. Kanı emilmiş sarhoşlar tekrar can bulmaya başladı bu mecrada. Hele ki yeni ve cılızlar için en ekonomik yer oldu internet. Birde kelimesi bilmem kaç liradan verilen dünyanın en pahalı işi olan küçük ilan (seri ilanlar) internet üzerinden bedava oldunca tadından yenmez oldu bu mecranın.
İşte kendilerince bilinçsizleşen reklam vereni bu gazete reklamları ile azarlamaya kalkışanlar daha çok ağlanacaklar.
İlandaki cümleleri tek tek ele almak isterim aslında. Ama okudukça ellerim titriyor yazamıyorum. Ama şöyle bir iddada bulunayayım:
bir reklam kampayası için medya planının içerisinde bulunana gazete reklamları için ayrılmış bütçenin yarısı ile o gazete reklamı ile elde edilecek etkinin iki katını internet reklamcılığı ile sağlayabilirim.


