Değiştirmeye çalışmak saçmalıktır! Dil canlıdır. Elbette yeni kelimeler dile girer. Dili sabit tutmaya çalışmak; yeni oluşan kavramları, yeni ürünleri mevcut kelimlerle karşılamaya çalışmak dili durağanlaştırır ve zamanla sığlaştırır. Böylesine sığ bir dillede ne bilim yapılabilir ne de edebiyat.
Aynı kelimler ile hatta aynı seslerle karşılamaya çalıştığımız kavramlar hayatı zorlaştırır. İletişimde zorluklar çıkarır.
Diğer taraftan kavramları karşılayacak kelimleri toplantılarla, refarandumla, kanunla bulmaya çalışmak o kelimenin ölü doğmasına sebebiyet verir. Dilde yenilenle ve genişleme hayatın tam da içinde oluşur. yeni bir kavramın adını onu yaratan, üreten, kullanan yani muhtattapları koyar. Belki zamanla şekil bile değiştirebilir.
Dilin bozulması diye bas bas bağırdığımız olayda bu gelişimdir. Kimileri çok kızsa da bu değişim gerçekleşecektir. Üstelik yabancı kelimelerin dilimize girmesi iyice bütünleşen dünyada kaçınılmazdır. Bundan kaçınan her dil ancak ve ancak kapalı bir toplum haline gelir. Uzun vade de ise yok olur. İletişim kurabilmek için kullandığınız dili kafanıza göre uyduramazsınız. Kafanızı dile göre uydurmak zorundasınızdır.
Bu konun tartışıldı yerde herkez mi, herkes mi yazılacak olduğunu bilmeyen kişiler tarafından tartışması ne kadar ironik değil mi ? Yakuter‘de gördüğüm eşşek kadar banner’i inatla tıklamıyordum ama tıkladım. Tıklamak istemiyordum çünkü illa ki beni oyalacak ve sinir edecek bir konu olduğunu tahmin edebiliyordum.
Üstelik bu saçma salak sitenin menüsünde ki META ya da valid XHTML yazılarına ne demek lazım. valid ne demek kardeşim!? META ne demek kardeşim!? Önce bunlara çare bulun!
Bunlar ne demek?: ana dil, blog, e-günlük, günce, günlük, saçma, türkçe
Yazan; admin 27 June 2008
Bu yazı 12 kişi tarafından yorumlanmış ↓
Aman Allah’ım sonradan farkettim! Temayı Türkçeleştiren Yakuter kardeşimizmiş. Bir de altta şunlarıda yeni farkettim.
“Web templates Made free by Website design | Web Hosting | Seo”
Allah Mustakınızı versin! İnsan bu işe koyulmadan önce Harbi bir Türkçeleştirme yapar temaya. Sallama iş. Uyduruk Türkçe bekçileri sizi!
Tanıdığınız birisi güneşten korunmak için bir şapka aldığında ve siz de almak istediğiniz o şapkanın birebir aynısını mı alırsınız? Yoksa kafanıza (fiziksel olarak) uyan başka bir şapka mı alırsınız?
Bir dilden başka bir dile kelimeler geçmesi kaçınılmazdır, ama bu o kelimeleri alan dili zenginleştirmez, sadece kaynak dile daha fazla benzemesine neden olur. (Elbette blog kelimesi için konuşmuyorum.)
Yabancı dillerden gelen kelimelerin Türkçe karşılıklarını bulmaya çalışacak kafadan çatlak insanlar her zaman olacaktır. Bu kafadan çatlak insanlar sayesinde “fridge” değil “buzdolabı” diyoruz, “computer” yerine “bilgisayar” diyoruz; bu bizi kapalı bir toplum mu yaptı? Ya da bizi kapalı bir toplum yapan bu mu?.
Bu çatlaklar kaynak kelime yerine bir kelime önerebilirler sadece, insanların başına silah dayayamazlar (buna ne hakları ne de güçleri vardır). Önerilen kelimeyi ya da kelimeleri canlı tutacak ya da öldürecek olanlar, o dili yaşatan organizmalar (yani insanlar), o kelime ya da kelimelerin geleceğine karar verir.
Diğer söyledikleriniz hakkında bir yorum yapmıyorum, incelemedim henüz; ama çıkış noktanızın yanlış olduğunu düşünüyorum.
Oturup bu kelimenin karşılığı ne olsun diye düşününce saçmalanıyor. YOksa kendinden oluşan ve halkın içine sindire sindire yeni oluşan kelimelere lafım yok.
Bakınız Türk Dil Kurumu Duayen kelimesi için ne kullanılmasını istiyor : AKSAKAL
Başıma silah dayasanız bir konudan duayen olan birinden bahsederken “aksakal” kelimesini kullanmam!
http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA
TDK “Aksakal” kelimesiyle kalmıyor. “Sismograf” için depremyazar,”akselerograf” için ivmeyazar, “gramafon” için sesyazar kullanılmasını öneriyor. Bunların hangisi kullandığınız hayatınız boyunca.
Sizin sorununuz da bu zaten. Birileri bir şeyler kullanmıyor diye onun gereksizliğini savunuyorsunuz. Peki siz kaç kere “akselerograf” kelimesini hayatınızda kullandınız da onun karşılığı olan “ivmeyazar”ı bu denli eleştirme hakkına sahip oluyorsunuz?
Bir kere bir şeyleri eleştirmeden evvel oturup düşünmek gerekiyor. Yıllardır birçok dil bilimci birçok kelimeyi Türkçeleştirmeye çalışırken hata mı yaptı? Yani sizin kadar düşünemiyor muydu?
“Değiştirmeye çalışmak saçmalıktır! Dil canlıdır. Elbette yeni kelimeler dile girer. Dili sabit tutmaya çalışmak; yeni oluşan kavramları, yeni ürünleri mevcut kelimlerle karşılamaya çalışmak dili durağanlaştırır ve zamanla sığlaştırır. Böylesine sığ bir dillede ne bilim yapılabilir ne de edebiyat.”
Bir edebiyatçının ve dil bilimcinin ne yapması gerektiğini bence bırakın da edebiyatçı ya da dil bilimci kendisi düşünsün.
Ben böylesine seviyesizce ve basit bir yazı görmedim. Hangi yazdığınıza cevap vereceğimi kara kara düşünüyorum doğrusu. Zaten verdiğim cevapları sadece tartışma konusu olarak alacak ve acaba ben bir yerde yanlış mı yapıyorum demeden karşı çıkacaksınız… Ben size değil sizin bu yazınızı okuyup da sizden etkilenenlere üzülüyorum sadece…
Kaan Fakılı
http://www.kaanfakili.com.tr
http://turkce.anadilim.org
Bir edebiyatçının bir bilim adamının ne yapması gerektiğini söylemiyorum ki! Eğer siz dilin bilim adamları tarafından oluşturulmasının gerekliliğini savunuyorsanız ona karşıyım zaten. Zaten bulunanlar ne kadar karşılık buluyor görüyoruz.
Belki akselerograf kelimesini kullanmıyorum ama gramafona sesyazar demek hiç içimden gelmiyor.
Çünkü gramafonun tüm işlevini sesyazar kelimesi karşılamıyor.
Beki siz dil konusunda aksakal kişi misiniz?
Belki aksakal ne demekdir bilmiyorsunuzdur.
Aksakal = Duayen
Zeki dil mücitlerimizin bulduğu karşılık budur. Aksakal!
Diğer taraftan bu dile ne kadar sahip çıktığınız sitenizdeki onlarca ingilizce kelimelerden belli oluyor.
Belkide bu kelimelerin karşılığı bulamamış olabilirsiniz. Meta = ? made free = ?
Bu yazıyı okuduğumda gerçekten şaşırdım. Böyle bir sitede bu üslupla bir yazı yazılacağını hiç tahmin etmezdim. Bununla birlikte eleştirinin dozunun kaçması beni gerçekten üzdü.
Aslında uzunca bir yorumla her satıra ayrı ayrı cevap vermeyi düşünüyordum ama öyle yaparsam bu yazıya gereğinden fazla değer verdiğim anlamına gelirdi. Bu nedenle tartışmalara katılmıyor ve okuduğunuz bu ilk ve son yorumumla tepkimi sonlandırıyorum.
Erhan Yakut (yakuter)
http://www.yakuter.com
@Erhan
Senin adının geçiyor olması sadece temada adının geçiyor olması. Burada sonradan eklediğim yorum kısmında yazdıklarım seninle alakalı değil siteyle ilgili.
Bir de hemen öyle bozulmayın arkadaşlar yahu!
Üstelik sizler bu blog aleminin Aksakalları (Duayen) olarak bu tartışmalara katılmazsanız birlikte doğruyu bulmakta zorlanırız. Herkes kendi bildiğini okur. Ben sabit fikirli bir insan değilim ki! İkna ederim ya da ikna olurum. Bu gibi konularda fikir birliğine vararak geçeriz yeni konulara yeni tartışmalara. Bu yazdıklarımızda tarihte bir gün referans gösterilerek az da olsa biraz ilerlemiş olan bu tartışmalara yeniden başlamaktansa bizim kaldığımız yerden devam ederler ve hızlı ilerleriz.
Diğer taraftan bazı fikirlere katılmayanların, eğer fikre katılmıyorsan karşı çıkma, sus otur mantığı çok yanlıştır.
Biri gelip burada “ulan ne kadar man kafasın” yazsa onu da yayınlarım. Kimbilir belkide bu konuda harbiden man kafalıyımdır. Kabul eder yeni bir düşünce yapısı edindim diye teşekkür ederim.
[…] Bir evvel ki yazımda blog kelimesi için Türkçe karşılık bulmaya çalışan arkadaşlar ve önerileri hakkında yorum niteliğinde bir yazı yazmıştım. Ancak bu konunun tartışıldığı, her tarafından ingilizce kelime fırlayan virane sitenin - daha doğrusu sayfanın - sahibi ve yakuter kardeşim ( yakuter’in neden kızdığını ve yazıyı seviyesiz bulduğunu anlamış da değilim!) gelip ağzımın payını! verip gittiler. […]
admin, son yorum olarak seninki kalsın istemedim. Diğer yazıda zaten aynı konu fazlasıyla tartışılmış.
Bu yazının daha başlığından başlayarak bizim çalışmalarımıza “saçmalamak” diyerek sert bir giriş yaptığın için bu kadar alındık. Üslubu beğenmedim derken bunu kastediyordum.
Konuyla ilgili bir yazım:
http://vebiki.com/bloga-turkce-karsilik-bulma-cabalari
Konu popüler ve güzel, ama sanıyorum ki eleştiriler daha güzel aktarılabilirdi.
Birkaç tespit :
Sitenin başlığı : birşeyler demek ( birşey )?
… bağırdığımız olayda bu gelişimdir…( olay da )
… uzun vade de ise yok olur … ( vadede )
… Bu konun tartışıldı yerde … ( tartışıldığı )
… yazılacak olduğunu bilmeyen … ( anlatım bozukluğu )
… tarafından tartışması ne kadar … ( tartışılması )
… eşşek kadar banner’i inatla … ( banner !? )
Gerçekten de, bu yazım ve anlatımda bu kadar hata yapan birinin bu konuda eleştiri yapması ironik bir durum.
Yazıyı yorumla:
Türkçe imla kurallarına dikkat ediniz.