Diyorum.com teması geçici oalrak değişmiştir. Sitelerimize yapılan saldırılar çözüm bulununcaya kadar bu temayı kullanacağız. wordpress kullanan bir çok site tehlikededir. Adsense hesabınızda tehlikededir.
Devamını oku

Blog diktatörleri!

Bir evvel ki yazımda blog kelimesi için Türkçe karşılık bulmaya çalışan arkadaşlar ve önerileri hakkında yorum niteliğinde bir yazı yazmıştım. Ancak bu konunun tartışıldığı, her tarafından ingilizce kelime fırlayan virane sitenin - daha doğrusu sayfanın - sahibi ve yakuter kardeşim ( yakuter’in neden kızdığını ve yazıyı seviyesiz bulduğunu anlamış da değilim!) gelip ağzımın payını! verip gittiler.

Neyse dedim gidip bir bakayım tartışma nelere varmış varmış, onu bir karara bağlanabilmişmi?

Aman Allah’ım! ( OH!! my god!! ). Ne göreyim oradan benim yorum silinmiş. ping-back’midir nedir oda silinmiş. Yeni yaptığım yorumda muhtemelen yaynlanmayacak.

Ulan dedim kendi kendime dur şu yazıyı ve yorumları bir daha tek tek okuyayım. Olur ya yanlış anlamışsızdır adamları. Boşu boşuna yükleniyorumdur çocuklara.

Yok yok! Az bile etmişim.

Bakın yazıdan size bir paragraf aktarıyorum. koyultuğum ve renklendirdiğim yere iyi bakın!

Not: Bu yazıya sadece “blog” kelimesine Türkçe karşılık önermek isteyen arkadaşlar yorum yazsın. Çünkü biz “blog” kelimesinin kullanılıp kullanılmayacağı hakkında fikir alışverişimizi buluşmamızda çoktan yaptık ve Türkçe bir karşılık bulunarak, kullanılmasına karar verdik.


Bak sen şu işe!  Adamlar “Türkçe karşılık bulunarak kullanılmasına karar verdik!” diyor ya! Sen kimsin yahuuu!. Adam kendini blog alemin ağası ilan ediyor resmen! RTÜK gibi birşey mi yoksa bunlar! Kim verdi size bu yetkiyi!

Daha karşı fikirlere tahammülünüz yok, fikir liderliği yapmaya kalkışıyorsunuz. Gelip buraya “Ağzımın payını!” verip gitmeyi biliyorsunuz ama benim orada yaptığım yorumu yayınlamıyorsunuz.

Bunu hemen “Türkçe karşılık bularak kullanmaya karar verdik!” şeklinde değiştirmeni rica ediyorum.

Bu tür alt alttan insanları himaye altına alma düzenekleri kırılır. Yok öyle kalmadı artık burjuva takımı ve sefil işçiler. Burjava takımı uyduruk fikir üretecek, sonra halk onlara tabi olacak. Bunlar ortaçağda kaldı haberiniz yok sizin. Ulan bide bu işi internet gibi liberalizmin dibine vurmuş bir ortamda yapmaya kakışmıyorlar mı iyice gülesim geliyor.! yok yok ağlayasım geliyor.

Son söz!

Evet dilimize sahip çıkalım ama özgürlüğümeze sahip çıkmadan bunu beceremeyiz. Bir konuda sizin fikrinizi almaya çalışan kişilerin sizi kısıtlamasına izin vermeyin. Eğer kısıtlıyorsa beyanda bulunmayın. Çünkü o sizin fikrinizi almak için değil, sizi ikna etmek için etrafına toplamaktadır.

blog kelimesini değiştirmesekte mi saklasak değiştirsekte mi saklasak yoksa yoğurtlayıpta mı yasaklasak.

Konunun özü

Konuya yer verilen yer 1 - Konuyu imam ve cemmat ilişkisi olarak yorumluyor. tam yerinde tespit!

Konuya yer verilen yer 2 -  Kendi buluşmalarının adının dahi x.blog toplantısı olduğuna şaşırıyor

Konuya yer verilen yer 3 -  Buluncaya kaar blog kelimesini kullanacak

Konuya yer verilen yer 4 - Birşey dememiş linklemiş memiş

Konuya yer verilen yer 5- bişey dememiş anlatmış konuyu vermiş linki ben anlamadım ki

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kategori:Uncategorized

“Blog diktatörleri!” için 30 Yorum

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    İlk önce bu şekilde yazılar yazarak bir yere varamayacağını düşünüyorum. Sana burada, kendi sitende cevap vermeyi uygun görüyorum.

    Öncelikle bu kararın nasıl alındığını daha önce söylemiştim. Biz “Ankara Blog Yazarları” olarak toplandık ve kendi aramızda “blog” kelimesini kullanmamaya karar verdik. Biz dediğimiz budur. Yani o toplantıya katılan insanlar. Kimseye de zorla “blog” demeyin demiyoruz. Bu tercih meselesidir. Merak etmeyin kimseyi sizin kadar tesirimiz altında bırakmıyoruz.

    Biz “blog” kelimesini kullanmamaya karar verdiğimiz için bunun aksi görüş bildiren yorumları onaylamama kararı almıştık. Ancak bir iki yorum gözden kaçmış olabilir. Yine sizin yorumunuzu biz zaten “onaylamadık” ki “silelim”. Siz direkt ters bir görüş bildirdiniz. Biz de onaylamadık. Tekrar ediyorum, “onaylamadık”.

    Bu şekilde derebeyliği yapan sizsiniz. Üslûbunuzla bunu çok güzel belli ediyorsunuz zaten. Sizinle tartışmaya girmeyelim dedik, ama maalesef kendiniz bir şekilde tartışma ortamı yaratmaya çalışıyorsunuz.

  • admin diyor ki:

    Kendi aranızda ise kendi aranızda bulun kullanın o zaman.
    Aynen diyorsun ki fikir beyan etmeyin! sadece önerecekseniz önerin! Bu nasıl bir cürettir yahu! Bu kadar insanı 10-15 kişinin verdiği karara tabi olmaya zorlayamazsınız. Hele ki fikrinizi eleştirilmesine bile izin vermeden!

    Bakın dikkatinizi çekerim, toplantınızda aldığınız kararlar doğrudur, yanlıştır diye tartışmıyorum. Ama ki benim gibi liberal bir adamı daha karşınıza dikecek baskıcı, yönetici, liderlik hevesleri süsleri uslübunuzdan vazgeçin. Hakikaten güzel dilimiz için antipatik kelimeler üretiyorsunuz. Oarada yorum yazanların çoğu Türkçe’nin ne hale soktuklarının farkında bile değiller. çoğunun sitesinin adı ingilizce ya da uydurma, kullanıcı adları uydurma veya ingilizce!

  • Erkan Hirik diyor ki:

    Dil canlıdır tezinin arkasına saklanarak o canlı varlığı kaderine terk etmek doğru mudur? Evet dil canlıdır ve sürekli değişir, gelişir, farklı dönemlerde farklı farklı kullanımlar olur. Yeni kelimeler girer, bir kısmı unutulur. Bunu inanın herkes biliyor. Kimse kelime şovalyeliği de yapmaya çalışmıyor zaten. Yalnışlık sanırım sizin algılayışınızda. Bizim maksadımız kelime üretmek. Toplumca sorunumuz da bu değil mi zaten! Bir yerde birileri bir şeyler üretir, diğerleri onun dedikodusunu yapar. Biz bir şeyler üretelim insanlar ister kullansın ister kullanmasın önemli değil. Nasılki wireless-kablosuz, computer-bilgisayar, printer-yazıcı, mobile phone-cep telefonu, cpu-işlemci, power supply-güç kaynağı vs gibi kelimelerde halk kendisine ait olanı kullanmaya karar verdiyse bizim üreteceğimiz kelime ışığında da yine insanlar o kelimeyi kullanabileceklerdir. Bizim yaptığımız sadece bir seçenek sunmak. Kimseye silah dayayarak bunu kullanacaksın diye diretmiyoruz. Diyojen güneşlenmektedir ve hayranı olan iskender yanına gelir. Hepimizin bildiği hikaye, “benden ne istiyorsun, sana nasıl yardımcı olabilirim, ben iskender’im” der ve sadece “gölge etme başka ihsan istemem” dileği ile kalakalır.

  • admin diyor ki:

    Sabah sabah bende Türkçe’nin içine etmişim :) Yukarıdaki yorumum anlaşılmaz halde ise uyuyup kalkınca düzelteceğim. Yok anlaşılır halde ise bunlarda benim türettiğim kelimler olsun :)

    Ama ne yapayım, kırayım mı bu klavyeyi!

  • admin diyor ki:

    Ah be vallahi bi daha okudum yazıyı yanlış mı yapıyorum diye. Ama yok doğru yapıyorum.

    Adamlar;

    çoktaaaaaaaaaaan karar vermişler.

    Ne desen nafile!
    Boynumuzu büküp sabırla son kararlarını vermelerini bekleyeceğiz.

    Ne yapalım çıkan kelime içinde çocuklarımız, konu komşu sorduğu zamanda;

    “ben bilmem! beyim bilir…” deriz!

  • admin diyor ki:

    @Erkan Hirik

    Çok yaşa Erkan! Senin Türkçen benden daha iyi olduğu için benim meramımı benden ziyade tasvir etmişsin.

    Aynen dediğin gibi, bir çok kelimenin karşılığı çok güzel türkçeye dönüştürülmüştür. Ama bu dilin kendi devinimi içinde olmuştur. Benim ilk yazımda kastım buydu.

    Buna öncülük edileceksede lafım yok ama bu tür işlere iyi tartılıp, ölçülüp girilmeli. böyle badozlama olmaz.

    Arayüzü (theme) bile halen ingilizce olan uyduruk bir temayla Türkçe şovelyeliği yaparsanız beni asla samimiyetinize inandıramazsanız.

    Bu konuyu açıktan açığa tartışıp insanlarında katlımı sağlamadan asla fikir ürettiremzsiniz.

  • Erkan Hirik diyor ki:

    Seni inandırmak gibi bir kaygımız olmadı. Ben maksadımızı anlattım anlamadın. Orada sitenin arayüzünde bulunan kelimeden dolayı eğer samimi olmadığımızı düşünüyorsanız kusura bakmayın ama bu sizin cehaletinizdir. Sizin önyargılı oluşunuz ve tükürdüğünüzü yalamamaya çalışmanızdan öte gelir.

  • admin diyor ki:

    Tükürdüğü yalamak, cahilsin falan filan bunlar hoş olmaz bu tartışmada, kalkıp burada yaşını başını almış bir adam olarak tabi ki kendimi ispata zorlamayacağım ama “doz” kelimesinin önemini açıklamak gerekecek o zaman.

    Ben size ne güzel tatlı talı katıldığımı söylerken, siz bana tükürüğüme yalatma havasındasınız. Cehaletimle yüz kızartmaya çalışmaktasınız.

    Oysa ki ben fikri sabit değilim; gerektiğinde tükürüğümü yalarım ama yalan yere boş yere ısırmaya çalışanlara hacetini yediririm.

    Oysa ki ben bilge değilim, küçücük çocuktan bile yeni şeyler öğrenirim. Lakin beni zivanadan çıkartmaya çalışanlara, çürüttüğüm dirseklerimi, kuruttuğum mürekkip hokkalarımla, küflenmemiş kitaplarıma bulayıp hacet yollarını tıkarım ki, bir daha hacet yemesinler.

  • admin diyor ki:

    Üff sabah sabah hiç çekilmiyor. şu an 5:52 bende dahil olmak üzere bu üç uykusuz adam bu yazdıklarını sonra okuyup değerlendirmek üzere uyusa daha iyi olacak. Hayde iyi sabahlar. Yeni uyananlara günaydınlar efendim.

  • admin diyor ki:

    Yahu erkan senin kendi blog yazını gittim bir daha okudum. sen kendin diyorsun “imam cemaat ilişkisidir” diye.

    O toplantıya katıldığı halde durumu bu şekilde değerlendiren sensen bizim bu itirazları yapmamız normal. Dediğin gibi… “imam, cemaat ilişkisi”
    Anladın sen onu anladııın :)

  • Erkan Hirik diyor ki:

    Görüyorum ki hacetlerle aranız gayet iyi size çubuk vereyim güzelce karıştırın.
    Ben ne diyorum sen ne diyorsun. Benim orada yazdıklarımı bile anlamaktan dahi mahrumsun bak tekrar o kısmı buraya aktarıyorum.
    “Bu kelime üretme sürecine kıvılcım atan düşüncelerini çok sistemli bir şekilde açıklamasıyla dikkatimi çeken “Erdem Çorapçıoğlu” oldu. Blog yazarları olarak bizlerin örnek olması gerektiğini söyledi, o yüzden biz “blog” kelimesi yerine Türkçe bir karşılık bulmamız gerektiğini söyledi hatta sözlerinin altında imam ve cemaat ilişkisi bile vardı…”
    yani imam cemaat ilişkisi kısmını söyleyen ben değildim aslında. Siz çok sevmiş olmalısınız ki bu ilişkiyi yazdığınız seviye mehrumu yazı ile seviyenizi belli etmiş oldunuz zaten.Hadi afiyet olsun.

  • wolkanca diyor ki:

    sanki daha eni girdi hayatımıza blog terimi de türkçe karşılığını daha yeni aranıyor. 4 sene önce de bu konuyu tartıştık biz :D

    blog blogdur, karıştırmayın işinize bakın.

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    Demek ki 4 sene evvel beceremediniz ki bugün biz bunu tartışıyoruz.

    Ayrıca bu kelimeyi birçok okuyucu yeni yeni duyuyor.

  • wolkanca diyor ki:

    kaan fakılı
    sen neden bana cevapverme gereği duydun ki kardeşim benim, sen blog dan sorumlu bakanmısın başımıza?

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    “Karıştırmayın, işinize bakın.” diye atıfta bulunduğunuz kişilerden birisi de benim de o sebeple cevap verme gereği duydum.

  • wolkanca diyor ki:

    benim fikrim blog blogdur. ben de Türkçe konusunda hassas davranırım.
    sizin fikirlerinize de saygılıyım ama bu blog isimi ile kafa yormak için artık çok geç, her teknoloji de olduğu gibi bunda da Türkiye satın alıcı ithal edici olmuştur televizyon nasıl televizyon olarak girdi ise ülkeye blog da öyle girmiştir. blog a kadar bir ton kelime var daha önemli 20 tane örnek ezberimden sayabilirim.

    esasında “blog” bilimsel bir terim gibi bir şeydir, yani bilimsel bir şeyi icad eden hangi ülkeyse onun dilinde oluyor bu şekilde.

    blog.mynet.com
    blog.milliyet.com
    blog.bilmem ne kom
    diye uzer gider liste.

    geç kaldınız geç.

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    wolkanca,

    Ben de diyorum ki, geç kalan sizsiniz. Siz 4 yıl evvel -ki blog kavramı yeni yeni girdiği zaman- bu kelimeye bir karşılık türetseydiniz ve onu kullansaydınız bugün biz bu tartışmayı yapmayacaktık. Zira bu durumda geç kalan bizler değil, sizsiniz.

    Blog kavramını sadece bugünü ile düşünmeyin. Bundan 5 yıl sonrasını düşünün lütfen. Bugün 100 bin kişiyi ilgilendiriyorsa 5 yıl sonra 5 milyon kişiyi ilgilendirecektir. Yani şu an 100 bin dışında kalan 4milyon 999 bin kişi bizim türettiğimiz, kullandığımız karşılığı kullanmaya adaydır.

    Türkçenin bu dil istilasına uğramasının sebebinden birini de siz söylediniz, teknolojiyi ithal etmesi. Hak veriyorum. Ancak teknolojiyi ithal ediyoruz diye dili de ithal edecek değiliz. zira dili de ithal edersek zaten ürün, o ithal olmaktan çıkar bizim malımız olur.

    Bence geç kalındı demek yerine, Türkiye’nin en çok okunan “blog” yazarlarından birisi olarak destek verip, kendi belirttiğiniz gibi “Türkçe hassasiyetinizi” herkese göstermiş olursunuz.

  • admin diyor ki:

    wolkanca gibi düşünüyorum bende. Ama tekrarlıyorum keşke türkçemizi korumaktan yanayım bende. Lakin itirazım biraz dallı budaklı.

    HEr iki yazımda ve yorumlarımda belirtiğim gibi sizin Türkçeyi koruma gayretinizden ziyade koruma şeklinize itirazım var.

    İtirazlarımı tekrar sıralamam gerekirse;

    1. Her tarafı ingilizce kelime olan bir tema bu konuda önderlik yapıp devrim yapacak nitelikte değil

    2. Bir kaç kişinin toplanım karara bağlayıp kararın itiraza açık olmada sonuca yönelik fikir toplanmaya çalışması. yani önce darbe yap sonra seçim yap gibi birşey.

    3. blog kelimesine karşıyız deyip takma ismi dahi ingilizce olanlara itirazım.

    Diyelim ki bu itirazları aştık tatlıya bağladık.

    Sonrasında blog kelimesinin artık dilimize yerleşip yerleşmediği nasıl kurtuluruz? kurtulamazmıyız? Bunu çözemiyorsak ileride hangi kelimler dilimize gizlice yerlecek onları tartışmalıyız.

    Tabi ki bu tartışmada da ben ya da başka biri farklı görüşte olabilir. İşte bu noktada kızmadan bağırmadan, kural koymadan birbirini dinlemeli.

    Vallahi en sonunda yanlış bir fikirdeysen “ulan ne man kafa adammışım ben boş yere ayak diretmemişim” der eşşek gibi çalışırım blog kelimesini dilimizden çıkartmak için.

    Ama beni ya da wolkanca’yı ikna etmekten çok tenkit etme yoluna gidiyorsunuz. Bu halde de “blog” kelimesinin dilimize yerleştiği ve artık çıkaralamayacını ve çıkarılamamasınında sorun olmadığı şeklindeki fikrimize de devam ederiz.

    Bu arada erkan yok demi ortalıklarda :) gelirse ben kaç buralardan bilesiniz. :) Adam fevri, ben ondan fevri valla!

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    Bakın değerli site yöneticim. Siz bu yazınızda ve bir önceki yazınızda tenkidi de aşarak direkt “hakaret” olayına götürdünüz işi. Üstelik bu hakareti bize de değil, bizim çalışmamıza yaptınız. Şimdi burada gelip de birbirine bağırıp çağırmadan bu olay tatlıya bağlanmalı diye efelik yapmayın bence. Bu şekilde sadece okurlarınızı yanıltmış olursunuz. Bu sayfada size böyle zaman harcayarak cevap vermemin tek nedeni ise sizinle tartışmaya girmek niyetinde olduğumdan değil sorduğunuz soruların cevapsız kalmamasını düşündüğümdendir.

    1. Biz toplantıda siteyi açma kararı aldık ve zaman kaybetmeden siteyi açtık. Sitenin dizaynı ile ya da herhangi bir yeri ile oynamadık. Kaldı ki siteye eklemememiz gereken bazı şeyleri de eklemedik hâlen. Merak etmeyin ileriki günlerde bu konuda mesafe katedeceğiz. Ayrıca “yakuter” arayüzü yazan arkadaşın ricası ile sitenin altındaki telif hakkı bölümünü Türkçeleştirmemiştir. Bunu da ben söyleyim size.

    2. Biz birkaç kişi sizin adınıza bir karar almadık ki bu darbe olsun. Biz birkaç kişi “kendi adımıza”, “kendimiz kullanmak için” bir karar aldık ve bu sebeple harekete geçtik. Bizim görüşümüzden olmayanlarla da o sayfa altında tartışmaya girmek yerine o görüşün dile getirildiği sayfada tartışmaya girmek istedik. Yani size şu an cevap vermemin bir nedeni de budur.

    Biz zaten kimseye bizim bulacağımız kelimeyi kullansınlar diye zorlama yapmadık. Bu iş her yerde belirttiğimiz gibi gönüllülük esasına dayanır. İşte toplantıya katılan herkes bu kararı aldığı için gönüllüdür ve bulacağımız kelimeyi kullanacaktır. siz dilediğinizi kullanmakta serbestsiniz.

    3. Bu konuda bir şey söylemiyorum. Bu durum kişinin kendisini bağlar. Tıpkı siz ne kadar Türkçe hassasiyetim var deyip de bir türlü bu hassasiyeti gün yüzüne çıkaramıyorsanız belki onlar da öyledir.

    Biz internette önemli bir çoğunluğa sahip olan “blog” yazarları olarak kullandığımız kelimeleri Türkçeleştirmeye “blog” kelimesinden başladık. Bundan sonrası da gelecektir. Bize destek olan olur, köstek olanlar zaten çıkacaktır.

  • wolkanca diyor ki:

    ben blog yazmaya başladığımda bu ülkede bana kaba etleri ile gülüyorlardı bizim *amcamlar.

    (*amcamlar dediğim koca koca bilişim firmaları vb.)

    ne yapabilirdik ki?

    şimdi herkes bir yerlerinden sahiplenmeye ve ahkam kesmeye çalışıyor ben de zevkle izliyorum bunları (:

    son sözü koyayım blog blogdur, ve bu isimle resmi kuruluş da kurulmuştur. hatta biz kurduk (:

  • Delinama diyor ki:

    Hadi be sizde oradan!
    malum siteye 2 tane yorum attım amcalar bir tanesini silmiş neden silmiş işlerine gelmedi bumudur yani?

    gittim gene mesaj attım tahminime göre gene yayınlamıcaklar

    ”Bir tane yorumu mu neden sildiniz ?
    seo sacmalığından bahsettiğim icinmi?
    blogu türkçe yapalım diyorsunuz ama sitenin en altındaki website desing ne anlama geliyor bu size batmıyor
    özellikle de
    XFN
    XHTML
    bunlar ne yaw:D
    bunlarıda türkçe yapalım arkadaslar.
    özeliklede wordpresi mesela vördpires diyebiliriz yada kısaltıp pires de diyebiliriz :D
    eğer bunuda yayınlamazsanız siteniz çöker inşallah:P”

    Blog evrenseldir. Değiştirelemez. Hep bu kafalar yüzünden basımıza geliyor ne geliyorsa mesela ezan da evrenseldir oda türkçe olamaz:D
    Dünyanın neresine gidersen git ezan okunduğunda aaa burada müslüman varmıs bu demek oluyorki etrafta cami var demekdir.
    Blog da blogdur. Mesela ahmet ingilizcede ahmettir. :D
    yaw neyse banane ne halt yerseniz yiyin. Ben eski kafalıyımdır Blogsa blogdur.
    blog kardeşim blog:D

  • admin diyor ki:

    @deliname

    Onlar öyle karar vermiş. Onlar üst kurul ya! Biz ezik alt tabakayız ya! Onlar blog dünyasının aydınları olarak karar verecek biz de uygulayacağız. Çünkü neden? Bu ülkeyi dahi hep böyle yönetmeye çalıştılar. Benim köylüm, benim milletim, benim blogcum! siz anlamazsınız!

  • admin diyor ki:

    Ulan altta “All Rights Reserved.” yazıyor. yanında ironik bir biçimde “Türkçeleştirme : Yakuter yazıyor”

    “bu ne turşu, bu ne lahana, bu ne perhiz” - nasıldı lan bu atasözü hatırlayamadım-

    Yakuter bozulacak yine bize ama olsun.

  • Kaan Fakılı diyor ki:

    Siz gerçekten bilinçli söylüyorsunuz bunları, ben şimdi fark ettim. Ve “admin” isimli arkadaş, siz sanırım çocuk falansınız kuzum. Yazdıklarımı okumadan yorum yazdığınız o kadar belli ki. Bu sitenize yazdığım son yorumdur. Okumadan karşılık verdiğizi bilsem bu kadar bile umursamazdım.

    Yukarıdaki yorumda “All Right Reserved” bölümünün açıklamasını yapmıştım. Biraz okusanız onu görürdünüz. İşte bizim sorunumuz da zaten bu.

    Yayın hayatınızda başarılar.

  • admin diyor ki:

    Yakuterin aşağıda kalmasını isteyeceği şey “all right reserved” değil, temanın asıl yapımcısının isminin orada kalmasıdır.

    Yakuteri sürekli takip ederim. Severimde kendisini. KEndi sitesinde “yakuter.com © 2006-2008 Erhan Yakut. Site tasarım fallendesign.
    Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.” yazmasına karşın neden sizin sitenizde ingilizce kalmasını istesin ki!

    Asil siz yakuter’in hassasiyetini anlamamışsınız. Size demişki alltakileri değiştirmeyin temayı kodlayanın haklarını koruyun demiştir.

    Türkçe olarak “All Right Reserved” hiç bir şey ifade etmiyor. Hiç bir şey ifade etmediğine görede hak makta korumuş olmuyorsunuz.

    Hoş aslında “All Right Reserved” yazısı oraya temayı yazanın değil site içeriğinin hakları için konulmuş.

    Yani siz Türkçe şovelyeliği yapan sitenizi ingilizce hak koruma cümleleriyle korumaya çalışıyorsunuz.

    Ha ingilizce bilmiyorsanız o ayrı. Böyle apışıp kalırsınız. “All Right Reserved”’ı temanın gerekliliği sanırsınız ve kaldırmaya korkarsınız.

    Bu durumlardan dolayı asıl ben sizin çocuk olduğunuzu düşünmeye başladım. Ben 31 yaşındayım. Eğer benden büyükseniz “gel çocuğum nedir fikrin, anlat tartışalım hatamız varsa düzeltilim” büyüklüğünü gösteremediniz. Eğer küçüksenizde “çok büyük saygısızlıklar ettiniz bana karşı”
    Ama her iki durumuda da yaklaşım gösterseniz geçmişi unutur, beraber fikir geliştirmeye açığımdır.

    Yok bir kendi kum havuzumuzda oynamaya devam edeceğiz diyorsanız. Siz bilirsiniz.

  • yakuter diyor ki:

    Herkese merhaba.
    Öncelikle yorum yazmakta geç kaldığım için kusura bakmayın. Az önce okudum tüm yazılanları. Beni tanıyan arkadaşlar bilirler böyle tartışmaları sevmediğimi ve internette kimseyle tartışmadan sadece kendi çapımda yazmaya çalıştığımı. Konunun buralara gelmesi gerçekten kötü olmuş. Bende düşüncemi belirtmek isterim. Ortada bir yanlış anlama olduğunu düşünüyorum.

    1) İlk olarak şu “blog” mevzusuna bir açıklama getireyim. Bu sitenin açılışını birlikte düşünmüştük. Sitenin amacı sanırım insanlar tarafından şu şekilde algılanmış;

    “Blog kelimesini mi kullansak yoksa yerine Türkçe bir kelime mi üretsek?”

    Oysa ki bu sitenin açılış amacı şudur;

    “Bu site sahipleri ve taraftarları “blog” kelimesini yerine Türkçe bir kelime kullanmaya karar vermişlerdir. Bu nedenle gelin blog yerine Türkçe olan başka bir kelime kullanalım?”

    Buradan çıkartılacak sonuç şudur; Bu site “blog” kelimesi kullanacaklara Türkçe bir kelime kullanması için baskı yapmayı düşünmemektedir ve kimsenin sitesine girip “sizin siteniz blog değil … “şeklinde bir mesaj atılmamıştır. Aksine “blog” kelimesini kullanmayı düşünmeyenlere hitaben açılmıştır. Bu nedenledir ki yorum olarak hala “blog” diyenlerin yorumları onaylanmamıştır. Diyorum ya bu site “blog” terimine baştan hayır demiştir.

    İnanıyorum ki zamanla bu kavram konusunda kesin bir çözüme ulaşılır. Benim gönlümden geçen “blog” yerine Türkçe bir kelime üretmek veya aynı anlama gelen bir kelimeyi kullanmaktır.

    2)Temadaki Türkçeleştirmeler konusunda hatalı birisi varsa o da benim. Temanın yazarı “alt taraf değiştrilmesin” demişti.Hatta bunun için temanın alt tarafını şifrelemiş. Bende bu şekilde söylemiştim Kaan’a. Aslında “All Rights Reserved” kısmını ve yan taraftaki “Meta” ve altındakileri uygun bir şekilde değiştirmem gerektiğini görüyorum. Şimdi tema galerimdeki bu şifreleme olayını düzeltip tamamen Tükrçe olacak şekilde temaları düzeltmeye başladım.

    Bu tema konusunda daha fazla tartışma olmazsa sevinirim.

    3)admin, kesinlikle sana ağzının paynı vermek gibi bir düşüncem olmadı. Sadece tartışmaya girmek istemediğim için konuyu uzatmamıştım. Yanlış anlama lütfen…

    Sonuç;
    Burada yorum yapan herkesle ikili iletişimim var. Hiç kimsenin kötü niyetli olmadığını ve herkesin düzgün kişiler olduğunu biliyorum. Eğer tartışmaya devam edilecekse bunun göz önünde bulundurulmasını ümit ediyorum.

    Saygılar, sevgiler herkese…

  • admin diyor ki:

    Yakuter seni harbiden seviyorum! Her nerede ne tür yazını gördüysem, nerede yorumunu okuduysam içime hep bir aydınlık doğuyor.

    Senin gibi adamları gördükçe duygularım kabarıyor. Hani milli takımımız başarıdan başarıya koşarken “iş te Türk Milleti!” deriz seviniriz ya! Aynen öyle.

    Diğer arkadaşlarlada öyle! Bakmayın böyle sizle kavga ettiğime. Ivır zivırla uğraşmayan böyle şeylere kafa yoran her adam içimi aydınlatıyor. Her biriniz onlardansınız.

  • yakuter diyor ki:

    @admin, kusura bakma ismini bilmediğim için admin diyerek seni tüm adminlerle bir turuyorum :P Söylediklerin için ben teşekkür ederim. Biz günlükçüler (işte psikolojik baskı :P ) bir aile değil miyiz? Aile içinde olur böyle kavgalar…

  • Avesta diyor ki:

    Tüh.! Bugüne kadar ne kadar aptalmışım.! Bende zannediyorum ki dilimizde ki düzeni TDK sağlıyor :-) Meğerse burada zaten sağlanıyormuş..

    Bugüne kadar TDK’nın bizi şekerle kandırmasından dolayı TDK’yi kınıyorum.. :-(

    Kısaca söylemek gerekirse Admin’e katılıyorum. Diğerlerini sallıyorum :-)

    Saygılarımla.

  • Deniz diyor ki:

    Nickleri, blog isimleri İngilizce’den devşirme ya da uyduruk yabancı kelimelerden oluşturulmuş, de-da eklerini te-ta şeklinde bile kullanmakta sakınca görmeyen, büyük harf kullanımını noktaya gerek duymadan istediği biçimde uygulayabilen, her türlü kelime yanlışını fütursuzca yapabilen bir topluluğun, bir tek kelimeyi değiştirerek güzel Dilimizi koruma çabaları ilgimi çekti sadece.

    Yoksa bu kör dövüşünün içinde olmak niyetinde değilim. Size kolaylıklar dilerim.

Yorum Yapın