Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp
Ak parti kapatılmadı : demokrasi sınavından geçtik
İlk günden beri kapatılmaması gerektiğini ve hatta dava açılmasının bile bir hata olduğunu söyleyip durdum. Ve karar anı geldi çattı. Televizyon karşısına kitlendim. Anayasa Mahkemesi Başkanı davanın ismini ismini okuduğunda bir an için kapatılma kararı okunduğu sandım . masaları yumruklarken nasılda kendimden emindim kapatılmayacağına dair. Nasıl bir kaosa sürekleniyoruz derken (….. kapatılması istemi il açılan davada ….) cümleinin devamı ile kararın değil, davanın isminin zikredildiğini anlayınca kendime geldim. Sayın Kılıç’ın kısa selzenişi bana bir ömür gibi geldi ve sonunda ret kararını duyunca resmen oynadım. Sevincimden havalara uçtum.
Artık demokratik bir ülkede yaşadığımızı, o ince sınırı geçtiğimizi, çok aydınlık günlerin bizleri beklediğini düşünürek sanki bir milli maçta atılan gollerden sonra goooool diye bağırmak geldi içimde. Bu harbiden bir goldü. Ama düşündüğünüz gibi Ak Parti karşıtlarına atılmış bir gol değil; Aksine Tüm dünyaya, bizi karanlığa itmeye çalışan çetelere, bombalar patlatıp canımızı alan teroristlere, bizleri ikinci sınıf ülke gibi gören, karanlık gören yabancılara attığımız bir goldü. Tabi ki bunların şakşakçılarınada gol….
Öyle umutluyum ki Türkiye’den… Çalışmak istiyorum, yatırım ytapmak istiyorum, buluşlar yapmak istiyorum. Büyük bir atılımın zemini oluştu Türkiye için.
Vatana millete hayırlı olsun…
Seo yapayım derken websense kurbanı olanlar
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba :)
(Bu aralar herkes bir tatilden dönüş yazısı eklemiş sitesine bende böyle bir giriş yapayım dedim, sonuçta benim hayatım tatil)
Bir kaç haftadan beri bir fabrikanın internet işleri için o fabrikada mesai yapıyorum. 3500 kişinin çalıştığı yaklaşık 800 bilgisayarlı çalışanın olduğu bu şirkette ana serverdan dağılan internete zeval gelmesin diye websense programı kurulu. Çalışanların internette boş işlerle vakit öldürmemeleri için kendilerinin seçtiği sitelerin dışındaki sitelere girmek yasak. Bir kaç haber ve gazete sitesinin dışında internetin alayı yasak. Eğer bu siteler haricinde başka sitelere girecek olursanız yada mailinizi falan okuyacaksınız 1 saatlik günlük izniniz var.
Bu yasaklar dahilinde çalışamayacağımı bildirdiğim zaman benim kullandığım bilgisayarın yetkilerini arttırdılar ve engelsiz bir internet kullanıyorum. Websense bana göre piyasadaki en iyi internet güvenlik yazılımlarından bir tanesi. Rakiplerine nazaran üstün bir yapay zekaya sahip olması tercih edilme sebeplerinin başında geliyor. Programın kendi denetiminin dışında bu iş için atanan admin zaten herkesin ne yaptığını görebiliyor ve gerekirse anında engelliyor. Bu programı aşmak isteyip de buradan kovulan çok insan da olmuş zamanında.
Neyse benim için engel ortadan kalktı tabiki ama “Streaming Media” kategorisindeki video siteleri, zararlı yazılımlar, reklamlar, porno, hack..v.s gibi her bilgisayara zararlı bu siteler doğal olarak program hattında bana bile yasak. Zaten bu tarz sitelere mesai dahilinde ihtiyaç duymayacağım için pek ilgilenmemiştim ama takip ettiğim iki siteninde gaip kategoriler dahilinde engellenmesi beni şok etti.
Seo yapayım derken evdeki bulgurdan olmak
Bu sitelerden birincisi Barış Ünver’in beyn.org blog’u; çok kötüdür ki “Sex” kategorisinden yemiş engeli. Tabii etek altı videolar gibi konularda zamanında topladığı hitlerin diyetini ödüyo olsa gerek şimdi.
Bir ikinci site ise Hakkı Yaman‘ın sitesi ise “Hacking” kategorisinde engellenmesi. Bunu tam olarak anlamış değilim ama kötü oldu. Bunun haricinde yakuter, dmry, fikirbozan, Fatih Hayrioğulu, pozitif pc…v.s. bu güzel sitelerin hepsine girebiliyorum. Neyse haberiniz olsun, büyük bir kesim bu programı kullanmıyor olsa bile seo yapayım derken engel manyağı olmayalım.
web deneyimlerinde iyi bir deneyim.
Genç bir arkadaşımız Volkan Görgülü web deneyimlerini bizler ile paylaşmak için bir blog açmış. İlk yazılar ve videolar görülmeye değer. Her ne kadar video çekimleri kötü olsada içerdiği bilgiler güzel.
Gerçekten içten bir şekilde deneyimlerini paylaşıyor. Şuradaki videosunun 10:07 zamanında girmeye çalıştığı kendi sayfasının 404 sayfa bulunamadı hatası bunun bir göstergesi olsa gerek :)
Bu gülümseten olayı bir kenara bırakırsak takip edilecek bloglar arasına aldım.
Key ödemeleri
Key ödemeleri tam bir yılan hikayesine dönmeye aday. Siteyi açmadan, verileri yüklemeden site adresini verdiler insanlar bir koşu bakalım dediler key parası kaç para olmuş kaç lira alacağız diye ama sistem cort diye çökü verdi tabiki. Dur bakalım dedim bu site nerede host ediliyor. Gözlerime inanamadım. Türkticaret.net’ten hosting paketi almışlar.
Türkticaret.net’in bu siteyi kaldırmasının imkanı yok. 8.5 milyon sorgu yapacak bu sitede. Bırakın 8.5 milyon insanı 850 insan yapsa sitem çöker. Nitekimde öyle oldu zaten key ödemleri sitesine giriş imkansız halde. Fırsat bulup girdiğinizde ise Key (Konut Edindirme Yardımı) ödeme listelerinin kesinleşmesi ile birlikte sitemiz aktif hale gelecektir yazıyor.
Diğer taraftan key ödmeleri ile ilgili domainler ise kapış kapış olmuş. Üstelik asıl site çalışmadığı için bu sitelerin sahipleri ömürlerinde görmedikleri kadar hizt alıyorlar.
Ulan devletim böyle işi böyle savsakladıysa bu işten nemalanmaya çalışanlar arasına bende gireyim dedim. Bakalım ne olacak. işte benim key ödemeleri sitem keyodemeleri.com . 8.5 milyon kaç para key ödemesi alacak bilmiyorum ama eğer bu site tutarsa beni konut edindirir bu proje :)
Biliyorum bu etik gibi durmuyor ama düzgün bir hosting firmasından düzgün bir site ile yayın yapsalardı!
Türk gazeteciliğinin geleceği umudu Türk Blogcular
ARtık hayatımızın büyük bir kısmını kaplayan internet haberinde en hızlı kaynağı. Basılı medyada bunun farkında biraz geç ama hızlı bir şekilde internete adepte olan gazeteleri tebrik ederim. Ama ne varki ülkenin en büyük gazeteleri dahi düşük kalite internet kullanıcısına oynamaktan çekinmiyorlar. Televizyonları her tarafından cehalet, vurdum duymazlık ve iğrençlik akıttıktan sonra sıra internete geldi.
Ülkemizde ki son zamanlarda meydana gelen siyasi olayların geliimi izlemeye çalışmak için gazetelerin sitelerin tek tek dolaşmaya başladım ama ne göreyim. Ana sayfada aradığım haberler var olmasına var ama hemen altındaki haberler geyik güyük haberler. Düşük don haberi, şaşırtan fotoğraflar, ünlülerin çocukluk fotoğrafları, kadın mayosu giymiş aktör.
Bu kadar ucuz oyunlar yapacağı aklıma gelmezdi Hürriyet Gazetesi‘nin. Resmen bunlar google amcaya şöyle demek ” Ey google, Salak sampalak habere aç olanları bana gönder, haber değilde, düşük dondan gözüken popo çatlağını, kadın mayosu giymiş adamı, hayranı olduğu ünlünün gizli çekilmiş poposunu merak edenleri bana gönder. ”
Hürriyet gazetesinin okuyucusunun kalitesini ölçmek için bariz bir örnek vereyim sizlere. google ‘da Hürriyet gazetesini arayanların 3′te 1′i “hurriyet“ yerine “hürrüyet” yazıyor.
Buraya Bir ekran görüntüsü koydum ama sanmayın ki bu tedrici bir durum. Ne zaman girseniz Hürriyet gazetesinin anasayfasına bu tür haberlerle dolu.
Bu haberlerle daha ne kadar var olmaya devam ederler bilmiyorum. Sonuçta bunlar devasa şirketler. Bütün köşeleri tutuyorlar. internetinde en baş köşlerine yerleştiler.
Amma artık öyle bir rakipleri varki onlarla parayla pulla baş etmeleri mümkün değil. Mantar gibi çoğalan bloglarlar bu medyaların başını çok ağrıtacak.
Artık yavaş yavaş Türkiye’de oturmaya başlayan bloglar ihtisaslaşmaya başladı. Kimi bloglar öyle ihtisaslaştı ki değil hürriyet gazetesi, cnn bile baş edemez artık onlarla.
Hani pek sevmesemde bildirgec.org’un önünü kesebilecek bir medya gurubu var mı? Bu yüzden bloglardan çok umutluyum. Çünkü bloglar tarafsız! taraflıysa da gerçekten tarafını korkmadan gösteriyor. Çünkü blogların ticari kaygısı yok! Varsa da hakkıyla kazınıyor. Çünkü blogların ıvır zıvır haberlerle alakası yok! Varsa da gerçekten eğlendiyor, can sıkıntınızı alıyor. Mesela limk.com. Ki kaldı ki limk.com’da boş zaman öldürürken bile öğrendiğim bir çok şey var.
İşte tüm bunlardan dolayı gelecek bloglarda.
Blog diktatörleri!
Bir evvel ki yazımda blog kelimesi için Türkçe karşılık bulmaya çalışan arkadaşlar ve önerileri hakkında yorum niteliğinde bir yazı yazmıştım. Ancak bu konunun tartışıldığı, her tarafından ingilizce kelime fırlayan virane sitenin – daha doğrusu sayfanın – sahibi ve yakuter kardeşim ( yakuter’in neden kızdığını ve yazıyı seviyesiz bulduğunu anlamış da değilim!) gelip ağzımın payını! verip gittiler.
Neyse dedim gidip bir bakayım tartışma nelere varmış varmış, onu bir karara bağlanabilmişmi?
Aman Allah’ım! ( OH!! my god!! ). Ne göreyim oradan benim yorum silinmiş. ping-back’midir nedir oda silinmiş. Yeni yaptığım yorumda muhtemelen yaynlanmayacak.
Ulan dedim kendi kendime dur şu yazıyı ve yorumları bir daha tek tek okuyayım. Olur ya yanlış anlamışsızdır adamları. Boşu boşuna yükleniyorumdur çocuklara.
Yok yok! Az bile etmişim.
Bakın yazıdan size bir paragraf aktarıyorum. koyultuğum ve renklendirdiğim yere iyi bakın!
Not: Bu yazıya sadece “blog” kelimesine Türkçe karşılık önermek isteyen arkadaşlar yorum yazsın. Çünkü biz “blog” kelimesinin kullanılıp kullanılmayacağı hakkında fikir alışverişimizi buluşmamızda çoktan yaptık ve Türkçe bir karşılık bulunarak, kullanılmasına karar verdik.
Bak sen şu işe! Adamlar “Türkçe karşılık bulunarak kullanılmasına karar verdik!” diyor ya! Sen kimsin yahuuu!. Adam kendini blog alemin ağası ilan ediyor resmen! RTÜK gibi birşey mi yoksa bunlar! Kim verdi size bu yetkiyi!
Daha karşı fikirlere tahammülünüz yok, fikir liderliği yapmaya kalkışıyorsunuz. Gelip buraya “Ağzımın payını!” verip gitmeyi biliyorsunuz ama benim orada yaptığım yorumu yayınlamıyorsunuz.
Bunu hemen “Türkçe karşılık bularak kullanmaya karar verdik!” şeklinde değiştirmeni rica ediyorum.
Bu tür alt alttan insanları himaye altına alma düzenekleri kırılır. Yok öyle kalmadı artık burjuva takımı ve sefil işçiler. Burjava takımı uyduruk fikir üretecek, sonra halk onlara tabi olacak. Bunlar ortaçağda kaldı haberiniz yok sizin. Ulan bide bu işi internet gibi liberalizmin dibine vurmuş bir ortamda yapmaya kakışmıyorlar mı iyice gülesim geliyor.! yok yok ağlayasım geliyor.
Son söz!
Evet dilimize sahip çıkalım ama özgürlüğümeze sahip çıkmadan bunu beceremeyiz. Bir konuda sizin fikrinizi almaya çalışan kişilerin sizi kısıtlamasına izin vermeyin. Eğer kısıtlıyorsa beyanda bulunmayın. Çünkü o sizin fikrinizi almak için değil, sizi ikna etmek için etrafına toplamaktadır.
blog kelimesini değiştirmesekte mi saklasak değiştirsekte mi saklasak yoksa yoğurtlayıpta mı yasaklasak.
Konuya yer verilen yer 1 – Konuyu imam ve cemmat ilişkisi olarak yorumluyor. tam yerinde tespit!
Konuya yer verilen yer 2 - Kendi buluşmalarının adının dahi x.blog toplantısı olduğuna şaşırıyor
Konuya yer verilen yer 3 - Buluncaya kaar blog kelimesini kullanacak
Konuya yer verilen yer 4 – Birşey dememiş linklemiş memiş
Konuya yer verilen yer 5- bişey dememiş anlatmış konuyu vermiş linki ben anlamadım ki
