Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp

Blog yerine e-günlük kelimesini kullanmaya çalışmak saçmalamaktır.

Değiştirmeye çalışmak saçmalıktır! Dil canlıdır. Elbette yeni kelimeler dile girer. Dili sabit tutmaya çalışmak; yeni oluşan kavramları, yeni ürünleri mevcut kelimlerle karşılamaya çalışmak dili durağanlaştırır ve zamanla sığlaştırır. Böylesine sığ bir dillede ne bilim yapılabilir ne de edebiyat.

Aynı kelimler ile hatta aynı seslerle karşılamaya çalıştığımız kavramlar hayatı zorlaştırır. İletişimde zorluklar çıkarır.

Diğer taraftan kavramları karşılayacak kelimleri toplantılarla, refarandumla, kanunla bulmaya çalışmak o kelimenin ölü doğmasına sebebiyet verir. Dilde yenilenle ve genişleme hayatın tam da içinde oluşur. yeni bir kavramın adını onu yaratan, üreten, kullanan yani muhtattapları koyar. Belki zamanla şekil bile değiştirebilir.

Dilin bozulması diye bas bas bağırdığımız olayda bu gelişimdir. Kimileri çok kızsa da bu değişim gerçekleşecektir. Üstelik yabancı kelimelerin dilimize girmesi iyice bütünleşen dünyada kaçınılmazdır. Bundan kaçınan her dil ancak ve ancak kapalı bir toplum haline gelir. Uzun vade de ise yok olur. İletişim kurabilmek için kullandığınız dili kafanıza göre uyduramazsınız. Kafanızı dile göre uydurmak zorundasınızdır.

Bu konun tartışıldı yerde herkez mi, herkes mi yazılacak olduğunu bilmeyen kişiler tarafından tartışması ne kadar ironik değil mi ? Yakuter‘de gördüğüm eşşek kadar banner’i inatla tıklamıyordum ama tıkladım. Tıklamak istemiyordum çünkü illa ki beni oyalacak ve sinir edecek bir konu olduğunu tahmin edebiliyordum.

Üstelik bu saçma salak sitenin menüsünde ki META ya da valid XHTML yazılarına ne demek lazım. valid ne demek kardeşim!? META ne demek kardeşim!? Önce bunlara çare bulun!

vdsl2 fiyat tarifesi belli oldu

İnternetimiz yavaş dedik durduk. Hep başka ülkeler ile kıyasladık kendimiz. Şimdi biraz daha dünya standartlarında internet bağlantısına sahibiz. Vdsl2 geldi. 1 Temmuz‘da satışına başlanacak olan vdsl2 için fiyatlarda belli oldu. 16 mbit hız için 98 YTL, 32 mbit hız için ise 128 YTL ödeyeceğiz. Her  iki hız seçeneği  için ise upload hızı 1 mbit olacak. Upload hızı normal bir ev kullanıcısı için o kadar gerekli birşey değil ama işini internetten yöneten ve sürekli dosya yüklenyenler için önemli. Vdsl2 ile kendi server’ını kendi evinde bulundurmak isteyenler biraz hayal kırıklığına uğradı.

Şimdi bu vdsl2 gelince Adsl’e neler olur bekleyip göreceğiz. Mevcut adsl ücretleri Vdsl2 yanında pahalı kaldı tabi ki.

Yanlız şunuda belirtmek gerek VDSL2 kullana bilmek için ADSL2 uyumlu modeme ihtiyacınız var. Son 1 yıl içerisinde aldığınız modem büyük bir ihtimal bu özelliği taşıyordur. Daha eski modemlere sahip olanlar modemlerini yenileyecek.

Nerelerdeyiz? Yeni projelerdeyiz!

Kimsenin umrunda değil biliyorum ama söz verdim verdim ve tutamadım. Bu tarihe kadar 1000 yazı yazacaktım. Ama tek yazı bile yazmadım. Yazacak bir şey aklıma gelmemesinden değil. Aksine o kadar çok yazacak şey var ki alkımda bie yerlere not almaktan bile bıktım. Tam geçen hafta yazmaya başlayayım diye niyetlendim yine işler sarpa sardı olmadı. Yep yeni bir poje üstünde çalışıyorum. Bu sebeple yine vakit ayıramayacağım. Ama proje bitsin çok  çok bol vaktim olacak.

Aslında oyun bir kültürdür

Her ne kadar ilgilisiniz oyunlarla bilmiyorum ama bizler gibi sürekli bilgisayar başında çalışanlardan iseniz oyun dünyanız epey geniştir. Ama oyun diyince de öyle 2 DVD kurulumlu, yapay zeka harikaları, animasyonun tavan yaptığı oyunlardan bahsetmiyorum. Kendisi 1 mb bile tutmayan, ufak, güzel, şirin internet oyunlarından bahsediyorum.

Hele ki stumble! olayını bilen biriyseniz çok güzel oyunlar keşfedebilirsiniz.

Aslında oyun bir kültürdür. Ve oyun oynayanlar üçe ayrılır.

1) Oyun delileri (Bunun için özel ses ve ekran kartları almışlardır, monitörleri özeldir)

2) Canı sıkılanlar (Bilgisayarında en az 3 tane kurulu oyun bulunanlardır)

3) Oyunun bir kültür olduğunu bilenler (Çalışma aralarında en büyük mutluluk kaynağının oyun olduğunu düşünenler)

Ben şahsen 3. gruptanım, hayatımda ne bir oyun çılgınlığı yapmışımdır ne de sahip olduğum bilgisayarlarımın hiç birinde kurulu oyun bulunmamıştır. Tamam tamam bir ara iş sorunlarım yüzünden evde kalmıştım, canım sıkılmasın diye bir kaç oyun kurmuştum itiraf ediyorum :)

Gel gelelim bugün 24 saate yakın online durmayı başaran bir bünyem var sürekli kodlar var önümde ya da tasarım ya da ne bileyim uzun araştırmalar, İngilizce çeviriler, kontrol edilecek onlarca site, takip edilecek onlarca site, yeni post girilecek onlarca site..v.s. Ve bunların arasında beynimin durduğu noktalar bolca mevcut. Yaptığım işlerden birincisi hava koşullarıyla ilgili değişiyor. Eğer hava güzelse ve sokaklar saat bakımından güvenliyse köpeklerimi alıp yürüyüşe çıkarım. İmkanım yoksa oyun oynarım. Ve oyun oynamak bazen saatlerimi alabilir. Sonunda oyunun içinde kaybolduğumun farkına varırım ve tekrar işe döndüğümde beynimin sıfırlandığını hissederim, çalışmaya güzelce devam ederim.

Son zamanlarda kendimi çiz bakalım isimli oyuna kaptırmış durumdayım. Bunun öncesinde laf cambazı vardı. Ama her daim oynamaktan en büyük haz aldığım oyunlar tower defense oyunlarıdır. İlk önce online oyunların babası kongregate.com‘un Desktop Tower Defense oyununa müptela olmuştum. Sonra bir sürü versiyonunu buldum. Vector TD bu tarzda sevdiğim ikinci oyundu. Ve daha onlarca TD oyunu buluyordum, oynuyordum, mutlu oluyordum.

Şuan ise Stumble! ‘da bir sayfa çıktı karşıma, amca bütün TD oyunlarını yayımlıyor. Tek tek arayıp bulmaktansa bu sayfaya saldırmanızı öneririm. Ama dediğim gibi Desktop Tower Defense oyununu tek geçerim her zaman.

İyi oyunlar….