Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp

bir kere de tirbuşon kırılmasın

ibad network diye bahsedip durduğumuz hani hala network şirketimizin sitesi olmayan bu ibad çalışanları var ya, ayda yılda bir şarap gecesi düzenlemeye başlamış. (sanki ben başlatmadım, günahı başkasına atıyorum)

Yeni ofisimize taşındığımız günden itibaren bu 3. şarap gecesi. 3 gecede de 3 farklı tirbuşon çöpe gitti. Ya ben açmayı bilmiyorum ya da bu tirbuşon dedikleri burgu’lar çok dayanıksız. Hayatımda bir kere olsun hiç sorunsuz şarap açıp içmek istiyorum. Her seferinde tornavida ile eşelemek zorunda mıyım yahu?! Ama bendeki şans durumundan kaynaklanıyor bu eskiden sahilde şarap içerken de böyleydi, cepteki anahtarlar ile mantarı içeriye ittirmeye çalışırdık, sonra içindeki hava sıkışınca ilk delikten güzel bir basınçla üstümüzü başımızı şarap yapardı. Ama sahilde 3kuruşluk şarap içmek gibisi de yoktur hani…

Bu arada Tatlı-Sert diye bir şarap var, onun mesela mantarı çevir aç mantığı ile yapmışlar. Bırak tornavidayı, tirbuşona bile gerek yok. Fiyatı ve içindeki de mükemmel tabi.

Neyse bu yazıyı yazarken şarap havalanmış oldu. Zor da olsun açtım ve mutluyum. Şerefe ey ahali!

Eurovision ‘da kim birinci oldu?

Eurovision şarkı yarışmasında kim birinci oldu. Onlar mı biz mi? Ne kadar değerliydi? Türkiye bilmem kaçıncı oldu haberleri artık ne kadar önemli? Türklük açısından sormuyorum, yarışma değeri açısından incelememiz lazım. Herkes komşusuna oy verdi. Türkiye’nin Avrupa’da kaç tane komşusu var? Bulgaristan bile sağolsun sattı bizi! Neyse bir konuşsam şimdi savaş çıkar. Öptüm Eurovision’u, tebrikler Rusya

google algoritmasını değiştiriyor.

Herkes sıkı dursun! Çok yakında google arama sonuçlarının iyice alt üst olacağını göreceksiniz. Son günlerde forumlarda google’daki arama sonuçlarının dalgalanması konuşuluyor. Herkes değişik açıklamalar yapıyor ve durumun bir süre sonra düzeleceğini söylüyor. Kimileri pekte düzelmesini istemiyor çünkü tahmin bile edemeyeceği düzeyde sonuç sıralamasında yükselmiş durumda.

Ama durum sanıldığı kadar basit değil. Geçen yıl bir israilli gencin oluşturulduğu algoritmayı satın aldığı konuşulmuştu. Bu yeni algoritma ile google pagerank sisteminin artık kalkacağı söylenmişti ve yeni sistemin 2009 yıı başlarında aktif olacağı söyleniyordu.

Tüm bunlar beklenirken google bambaşka bir şey yaptı. Aslında bunun ayak sesleri daha önceden geldi. Nereden mi? Alexa’dan geldi. Öncelikle alexa verileri sapıtacağı için algoritmasını ilk yenileyen alexa oldu. Bu değişiklik yeni google algoritması için yapıldı.

Gelelim google yeni algoritmasına. google orion algoritması diye adlandırılan algoritma için  yapılan tahminlerin aksine  daha nokta  atışlı bir  algoritma devreye sokuldu.  orion algoritmasında  bir kelime ya da kelime öbeği arattırıldığında bu kelime öbeğine ilişkin sonuçlarada yer verilecekti. Mesela “emlak” kelimesi arattırıldığında “gayrimenkul” kelimesi ile ilgili sonuçlarda getirilecekti.

Fakat bu algoritmanın bu şekilde olmasını bekleyenler çok büyük yanılgıya kapıldıklarını yakında anlayacaklar. Aslında algoritmanın bu şekilde olacağını düşünenler çok yaklaşmıştı. Fakat küçük gibi gözüken büyük bir  ayrıntı var. Yeni algoritma ile google bu kelimelerin birbirlerine ne kadar eş anlamlı olduğuna değil, ne kadar kapsayan ve tamamlayan olduğuna bakacaktır.

Bir örnekle açıklayalım;

Bir siteniz var.  Bu sitenide emlak ilanları yayınlıyorsunuz. Emlak kelimesinden google arama sonuçlarında üst sırala çıkabilmeniz için gerekli olan şeyler yüzeysel olarak şunlardı; sitenizin adında emlak kelimesi geçiyorsa, emlak kelimesi üzerinden başka emlak sitelerinden link aldıysanız, sitenizde anahtar kelimesi olarak emlak kullanıldıysa, site içeriğinizde emlak kelimesi yeteri düzeyde anlamlı bir şekilde kullanılıyorsa arama sonuçlarında üst sıralarda çıkardınız.

Algoritma değişliğinden sonra ise şöyle olacak: Emlak kelimesi kapsayan ve tamamlayan kelimlerle ne kadar ilişki içerisinde olduğunuz sıralamanızı belirleyecek. Satılık, gayri menkul, kiralık, mortgage, ev kredisi, inşaat, villa, daire, kelimeleride sizin için emlak kelimesi kadar önemli hale gelecek.  Diyeceksiniz ki zaten bir emlakçı sitesi yapıldığında bu siteler bu anahtar kelimeler üzerine kuruluyordu. Evet doğru siz emlak kelimiesinin bu kelimelerle ilişkili olduğunu biliyordunuz ama google bilmiyordu. Artık google bir sorgu gönderdiğinizde google yeni yapay zekası ile bunu yorumlamaya çalışacak. Mesela kiralık ev dediğinizde bunun bir emlak işi olduğunu anlayacak.

Bu algortma verimliliği nasıl sağlanacak?

Her ne kadar google analytics verilerini kullanıcının izni olmadan kullanmadığını söylesede en büyük dayanak google analytics. Çünkü bu sistem sitenize gelen kullanıcların tüm davranışlarını analiz ediyor. Belkide bize sunulmayan çok daha fazla veri bile elde edebiliyor google. Bir çok sitenin ziyaretçi kaynağının neredeyse tümün google arama sonuçlarından olduğunu düşünürsek, hangi arama sonucuyla gelen kullanıcının sitenizde neler yaptığını bilinmesi google için büyük nimet.

Peki yeni algoritma google kullanıcılarını nasıl etkileyek?

Tabi ki olumlu etkileyecek. Artık daha anlamı sonuçlara ulaşabileceğiz. Yani “limon ağacı” aratttırdığımızda limon ağacı dizisi için yapılan sitelere değil gerçekten limon ağacı ile ilgili sitelere gedeceğiz.

Websitesi sahiplerini nasıl etkileyecek?

Bir çok kişinin ziyaretçi sayısı artarken bir çok kişinin ziyaretçi sayısı düşecek. Google aram sonuçlarında zaten ilk sayfa sonucunda olmayan siteler pek tık almazken artık ilk 5 sonuçta yer almazsanız google’dan gelen ziyaretçi sayınız epeyce düşecek.

Olumsuz etkilenecek olan siteler hangileri?

Öncelikle her telden çalan siteler çok hızlı kan kaybına uğrayacak. Örneğin çoklu konuda yazan bloglar, forumlar gibi. Mevcut sitelerden örnek verirsek, haber siteleri, forum siteleri gibi. bu düşüşü takip etmek isterseniz. bir forum ya da çoklu yazarı olan bir blog sitesini takibe alın an ve an düşüşü göreceksiniz.

Mesela ben bildirgec.org’u takip ediyorum. Alexa’daki düşüşü bariz bir şekilde belli. Türkiye sıralamasında 80′li sırlara kadar yükselen bildirgec.org şuan 125. sıra civarlarında. İlk 500 içinden dahi çıkmasını bekliyorum.

Bütün bu bilgiler şahsi fikrimdir. Sizinde fikirlerin varsa yorum olarak ekleyebilirsiniz.

Google’da hangi kelimeler aranarak diyorum.com’a gelindi – 5

eski.diyorum.com ‘da ara sıra bahsettiğimiz, artık çoğu sitede standart olan o muhteşem arama sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Daha önce yazdığımız sonuçlar (1 , 2 , 3 )

Diyeceksiniz 4 nerede? 4 taslak olarak hazırlanmaya devam ediyordu fakat cunta yönetimi darbe yaptığı zaman onu unuttuk arada silinmiş gitmiş neyse 5′ten devam edelim, bulurum sonra.

Mayıs ayı içerisinde 40 kişi aypot kelimesini aramış da gelmiş.

Bu ayın altın madalya sahibi: dün gece girdiğim siteler

Gümüş madalya sahibi: kızlar neden naz yapar problemini Google ‘a soran.

Bronz madalya sahibi: Almanya’da yaşayan köpekler sorugusu ile diplomatik kriz yaratan.

alışveriş merkezleri tuvaletlerinde kamera
anneler günü için el işi olarak neler yapılır
ayşe hatun önal ın şarkıları güzel mi
doğanın yok oluşuyla ilgili şarkılar
e ile köpeğe ne isim verelim
fıstık gibi bir kızım ne demek
fotoğrafçının anneler günü hediyesi ne olur
google neden daha önce giren siteleri hatırlıyor
göt deliğinde kaşıntı
hurda pet şişe arıyorum
internete fotomu koy
minoxidil bende kaşıntı yapıyo ne yapacam
para karşılığı kadın arıyorum
tefeci yaşar

Wordpress Eklenti Türkçeleştirmek

Aranızda hiç Wordpress eklentisi Türkçeleştiren oldu mu? Ben uzun zamandan beri eklentinin dosyalarına müdahale edilerek Türkçeleştirme yapıldığını düşünüyordum. Daha önce hiç düşünmediğim, ilgilenmediğim için bilgim dışında bir mevzuydu. Taa ki bir gün bir eklentinin bileşenlerini Türkçeleştirmem gerektiği zamana kadar her şey çok güzeldi. Bahsettiğim eklenti TDO Mini Forms ve Türkçesi yok, hatta hakkında hiç bir Türkçe bilgi bile yok. Zamanında yerden yere vurulan ama şuan gözümde dünyanın en harika Wordpress eklentisi olan TDOMF ‘den bahsediyoruz. Kullanıcılarınızın yazı yollamasına yardımcı olan, onları hiç admin ekranına bulaştırmayan, bileşenleri sayesinde sürükleyip bırakarak kolaylıkla hazırladığınız formun marifetleri çok büyük. Beni en çok memnun eden bölümü; Who Am I bileşeni ile Ben Kimim bölümüne yazılan ismin eğer temanızda yazar adını gösterme kodu varsa orada yazmasıdır. Ya da bir tıkla yazının sonuna formu gönderen kişinin adını yazdırmayı sağlayabiliyorsunuz. Onay mekanizması, spam’a karşı güvenlik soruları, onaylayıcı seçimi ve hatta üyelere otomatik onay gibi süper özellikleri var. Çözmek uzun zamanımı aldı ama değdi uğraştığıma.

Şimdi gelelim şu Türkçeleştirme işine… Eklentinin bileşenleri ile oluşturduğunuz için onun soru kalıplarını, onun hata mesajlarını kullanmak zorundasınız. Cforms ‘taki gibi kendiniz yazamıyorsunuz. Bu sebeple kullanıcıların İngilizce bir formla boğuşmamaları için ben eklentinin kodları ile boğuşuyordum. Sonra .po ve .mo uzantısı kardeşler geldi aklıma. Acaba nasıl yapılıyordu diye bir araştırma yaptım. Poedit isminde güzel bir program varmış. Size satır satır tüm kelimeleri / cümleleri diziyor, başlıyorsunuz çevirmeye. Sonra size .mo dosyanızı veriyor, sunucuya gönderiyorsunu ve eklenti Türkçe oluyor. (.po dosyasının adına ekstra olarak -tr_TR eklemelisiniz. Örnek; diyorum.po / diyorum-tr_TR.mo gibi)

Bunu bilen kişiye yazdıklarım şuan çok komik gelecektir eminim. Ama benim gibi araştıran biri bu yazıya denk gelirse faydalı olacaktır. Konuyla hiç alakası olmayan biri için ise bir bilgi olacaktır. Neyse, aranızda hiç eklenti Türkçeleştiren oldu mu? Aman Allah’ım ne kadar zor bir iş öyle. Köpek gibi yabancı dil bilginiz de olsa, ondan daha iyi teknik bilgiye de sahip olmak zorundasınız. Bilmiyorum ben belki yanlış bir yerden başladım, ilk denemem koskoca bir form eklentisi, ayrıntıları çok fazla, 3500 satır .po dosyası var.  Çok zor bir iş olduğunu düşünüyorum.

Aslında bu işe giriştiğimde yabancı bir filme altyazı hazırlayanları da anlamış oldum. Bir filmi izlemeden sadece yazı olarak bire bir çeviri yapıldığında ne kadar da berbat bir konu oluyor. Ama filmi izleyerek yazanların çevirileri ise filme değer katıyor. Bir de kendi yorumlarını katanlar var o ayrı bir konu.

Şimdi ben de bire bir çeviri yapsam bir işe yaramayacağını düşünüyorum. Eklenti piyasasında da var öyle çeviriler. İngilizce bilmeyen adam İngilizce eklentiyi kullanabiliyor ama o berbat Türkçeleştirmeyi kullanamıyor, o kadar kötü! Çoğu çeviride de çok eksik var. Dedim ki kendime, madem ilk deneyimim, madem ilk gazım şunu sağlamlaştıralım. Ve eklentinin içini dışını çözmeye çalıştım. Galiba şuan da eklentinin yazarından daha çok özümsedim TDOMF ‘yi. Örneğin ayarlar menüsünü o kadar şahane yapıyorum ki, deneme yapmadan anlamadığımız anlardan kurtaracağım sizleri. Hatta bazı yerlerde o kadar abarttım ki, o seçeneğin diğer seçeneklere bir hükmü varsa bir kaç adım öteden de haberler veriyorum.

Eklenti Türkçeleştiren herkes kendi çevirisini bir numara sanıyor mudur? Müsaitseniz o bir numaraya ben geçebilir miyim? Çok yakın bir süre içerisinde muhteşem Wordpress eklentisi TDO Mini Forms‘un Türkçesini bu siteden indirebileceksiniz. Az kaldı, bekleyin…

google sünnet günümü kutluyor!

Google özel gün logoları yapmaya devam ediyor. Bugün tarihinin en iğrenç logosunu yaparak miğdemizi bulandırsada Benim sünnet günüm için yaptığı bana özel logo ile yine gönlümü fethetmeyi başardı.

Seni seviyorum google amca!

google sünnet düğünü logosu

Google bildiğiniz üzere her özel gün için logosunu ona göre düzenliyor. Bölgesel yayınları içinde o ülkenin, o yörenin özel gününe göre logo yapıyor. Bugün ise lazer günü olduğu için lazerle ilgili logo yapmış ama pek beğenmedim.

Geçen 23 Nisan için ise yarışma düzenleyip ödüller dağıtmış ve birinci gelen logoyu 23 nisan’da google Türkiye sitesinde yayınlamıştı.

Bugün ise benim sünnet yıl dönümüm olduğu için bana böyle bir süpriz yapmış sağolsun. google’la yatıp kaltığımız için, her türlü kişisel bilgimizi gönül rahatlığı ile hediye ettiğimiz google bırakın sünnet günümüzü dün akşam yediğimiz yemeği bile biliyor artık!

Teşekkürler google!

Piknik mi? Harakiri mi?

Bursa Makina Mühendisleri Odası’nın 11 Mayıs 2008 tarihinde “Bahar Dönemi Doğa Yürüyüşleri” kapsamında katıldığımız piknik hakkında 11 kişinin yıkılışının öyküsüdür bu.

Sarılalan – Kadıyayla – Sarıtoprak – Gülpınar Şelalesi parkuru için sabah 9 da Teferrüç’te buluştuk. Kadıyayla – Sarıalan hattının bakımda olduğunu öğrendiğimiz için yürüyüşe Kadıyayla’dan (1230 metre) başladık.

Kadıyayla – Ab-ı Hayat – Sarıtoprak – Gülpınar Şelalesi ismini alan rotamızda uğramamız gereken bazı noktaları piknik için atladıktan sonra 3 saat gibi bir sürede Gülpınar Şelalesi’ne vardık.

Gülpınar Şelalesi vadinin en yüksek tepesinden aşağıya dökülen büyük bir şelale fakat biz bunun çok ufak bir bölümünü gördük. Ne kadar yüksekten aktığını ise dönüş yolunda arkamıza baktığımız zaman farkedebildik. Yaklaşık 30 kişilik ekibimiz Şelale’yi izlerken, rehberlerimiz de bu sırada ateşi yakmışlar ve piknik için hazırlıkları tamamlayıp bizleri çağırdırlar. Bugüne kadar katıldığım “Doğa” yürüyüşlerinin hiç birinde doğaya gösterdiğimiz saygıdan dolayı ateş yakmadık. Uludağ üzerinde bulunan bazı kamp noktalarında gerekli şartlarda (gece konaklama gibi) ateş yakmak için kontrollü alanlar bulunmaktadır. Ve piknikçiler için yine kontrollü alanlar vardır.

Eğer rotada bu tarz bir alan varsa ve daha önce katılımcılara bilgi verilmişse ona göre yiyecek ve ekipman getirilir. Doğa yürüyüşlerindeki amaç doğa ile kucaklaşmak, temiz hava almak ve büyük bir huzur aşısı kapmaktır. İnsan bünyesi gereği ise bazen yemek yemek gerekir ve bu durumlarda sırt çantalarımızda açlığımızı yatıştırmak için evde hazırlanmış hafif yiyecekler bulunur. Doğa yürüyüşünse sucuk ve et gibi yiyecekler yedikten sonra o yürüyüşün amacının sadece “piknik” olduğu için farklı bir kesimi ilgilendirir.

Piknik yapmak ve doğa yürüyüşü yapmak arasında çok fark vardır. Çantalarımız ve ekipmanlarımız buna göre değişir.

Bir başka önemli husus ise yürüyüşlerde kot pantolon giymek tehlikelidir. Hem rahat hareket edilemez, hem sıcak havalarda sağlık sorunları yaratabilir hem de en önemlisi olası bir yaralanma sonucunda acil müdahele yapmak gerekirse kot asla yırtılamaz ve müdahele yapılamaz bu yüzden kadife tarzı pantolon giymek gerekir. Eşofman veya şort giymek ise dikenli bölgelerde yırtılmalara neden olabilir ve ince malzeme yüzünden bacaklarımız çizilebilir. Yürüyüşe katılacak kişiler bu konuda daha önceden bilgilendirilmelidir.

Öğlen 12 de yakılan ateş ve başlayan piknik şaşkınlığı eşliğinde geçen 2 saatin ardından ne zaman yola çıkacağımızın kesin bir sonucu olmamakla birlikte piknik için gelenlerin dışında herkesin canı sıkılmaya başlamıştı. Saat 2 olmuştu. Bu kadar uzun süre mola vermek yürüyüş tempomuz için sakıncalıdır. Çünkü 3 saat boyunca yürüme temposuna alışan bacaklarımız 2 saatten sonra ikinci bir tempoyu kaldıramaz. En iyisi kısa molalar vermektir. Kısa dinlenmeler yürüme tempomuzu bozmaz, aksine bacaklarımızı rahatlatır.

Dönüş yolunu bilsek giderdik ama rehberler hala piknik yapıyordu. Ve ne zaman kalkacağımız hala belli değildi, hala ateşin altına odun atılıyordu. Tam o sıra iki kişi yolu bildiğini ve ayrılmak istediğini söyledi. Ben de hemen onlarla gitmek istediğimi belirttim. Derken 9 kişi daha benim gibi durumdan memnun değildi ki bizimle beraber dönüş yolu için gelmek istediler. O sıra içerisinde etrafta gezen bazı arkadaşlarımıza ulaşamadık ama eminimki 10 kişi daha gitmek istiyordu. Piknikçiler pikniğine devam etti, ulaşamadığımız arkadaşlarımız sonra neler yaşadı bilmiyoruz.

Geziden daha fazla fotoğraf görmek için Sayın Burcu Özmen Kırlı’nın yayımladığı fotoğraf galerisi için buraya tıklayınız.

Biz toplam 11 kişi dönüş yoluna geçtik ve günün en güzel zamanı dönüş yolunda yaşadığımız aksiyon dolu saniyelerdi. Bundan sonrasını ben anlatmayacağım zaten normalden uzun bir yazı yayımladım. 11 kişilik ekibimizin diğer üyelerinin dönüş yolu notlarını yorumlamasını bekliyorum.

Ve benim çektiğim iki adet fotoğrafı da sizlerle paylaşmak istiyorum;

İlk otoğraf toplam 11 kareden oluşmuş 180derecelik panoromik bir fotoğraftır. Fotoğrafların üzerine tıkladığınız zaman büyük hallerini görebilirsiniz.

Eğer hala aramızda yürüyebilen varsa yorumlarınızı bekliyorum.

Bende blog ödülleri yarışması düzenliyorum

Evet gerçekten düzenliyorum. Yer – saat açıklamadan önce ödülleri açıklayayım istedim.

İşte blog ödülleri

Birinciye; notebook (markasını daha sonra açıklayacağım)

İkinciye; 22inç LCD mintör

Üçüncüye; ipod nano

Katılım şartları, zaman ve mekan daha sonra açıklanacaktır.

Blog konferansı ve ödülllerine katılan tüm blog yazarlarını bekleriz efendim.

Çoçuk müsameresi gibi blog ödülleri

Blog konferansı ve blog ödülleri gerçekleşmiş. Bi taraflarımızı yırttık blog ödüllerinin fos olduğunu anlatmak için ama kimse dikkate almadı. Çocuk musamaresi gibi verilen ödüllere bakın Allah aşkına!

Microsoft : Windows Vista Ultimate
MediaCat : Kitap seti ve Digital Age aboneliği
Kurumsal Haberler : Kitap seti
Vestel : Troya bileti

Bu yarışmaya katılıp, blog okuyucularını oy vermek için teşvik eden tüm bloglar özür dilemek zorundadır. Böylesine aptalca bir organizasyona email adreslerini bağışlattıkları için af dilemeleri lazım. Okuyucularının bu fedakarlıklarına rağmen ödülü bile son ana kadar belli olmayan yarışmaya katılıp sonra gidip oradan kitap seti aldıkları içinleri utandıklarını anlatmaları gerek.

Yavuz Sultan Selim & Yunus Özyavuz

Babasına darbe yaparak tahta çıkan bir deli, tek sakalsız Osmanlı Devleti Hükümdarı, ezber yeteneği mükemmel olan, edebiyat söz konusu olunca tam bir dahi; Yavuz Sultan Selim nam-ı diğer (mahlas) Selimi!

Bu tarih aşkı nereden geldi diyeceksiniz. Ben de şaşkınım hala. Sagopa Kajmer’in (Yunus Özyavuz) son albümü Kötü İnsanları Tanıma Senesi dinlenilmesi gereken mükemmel bir albümdür. Ben rap sevmem diyip bir yere kaçmayın, müzik tarzınız, yaşınız ne olursa olsun mutlaka en az bir kere dinlemeye çalışın ve sözlere kulak verin.

Kötü İnsanları Tanıma Senesi (K.İ.T.S) albümünün içerisinde en iyi şarkı bence Gölge Haramileri. Bu şarkı çok güzel ve daha da güzel yapan bir mısra var;

sanma şâhım herkesi sen sadıkâne yâr olur
herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur.
sadıkâne belki ol âlemde serdâr olur
yâr olur ağyâr olur serdâr olur dîldâr olur…

Melodik yapıdan ve sözleri açısından çok etkileyici bir bölüm. Daha sonradan bu sözlerin aslında Yavuz Sultan Selim’e ait olduğunu öğrendim. Benim için büyük bir şok. Yani ne bileyim bir şarkının içerisinde büyük bir padişahın sözleri var. Neyse bu güzel dizelerin büyük bir sırrı var;

sanma şâhım / herkesi sen / sadıkâne / yâr olur
herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur.
sadıkâne / belki ol / âlemde / serdâr olur
yâr olur / ağyâr olur / serdâr olur / dîldâr olur…

Şimdi bu muhteşem dizeleri ayırdığım yerlerden okuyalım, yukarıdan aşağıya okunduğunda da sözler aynı değil mi?

Gerçekten muazzam bir düzen var bu sözlerde. Üzerine birde bunu melodiye döken biri var onu da alkışlamamız lazım. Buyrun Gölge Haramileri şarkısının sözleri: (daha fazla…)